Mutsuzluk ve hayal kırıklığının önüne geçmenin yolları çok basit…
Her ne kadar kırmızı güller, kırmızı şarap ve mum ışığında bir akşam yemeği klasikleşmiş bir senaryo olsa da nedense her kadın bunları sevgilisinden bekler. Bunları beklemekle yetinmeyenler de var: Özel, akla gelmeyecek sürprizler bekleyenlerin sayısı hiç de küçümsenecek gibi değil. Eğer yapılan sürpriz beklentileri karşılamazsa mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşanır.
Tuzağı atlatma yöntemi
Şunu artık kabul edin: Erkeklerin kırmızı kalplere alerjileri var. Sevgililer Günü için ticari amaçla tasarlanmış bu objeler, sevgilinizin size olan duygularının ölçütü olamaz. Yılın belli bir gününde romantik olma mecburiyeti de erkekler için ağır bir yüktür. Sevgilinizin istediği gibi ve istediği zaman size duyduğu sevgiyi gösterme hakkı var. Bunu belli kalıplara sokmaya çalışmak doğru değil.
Kırmızı kalpler ve çiçekler konusunda saplantılıysanız, bunu sevgilinize anlatın. Beklentilerinizi tahmin etmesini beklemek hem onu hem sizi yorabilir. Sevgililer Günü’ne çok önem veriyorsanız inisiyatifi siz ele alın: Restoran rezervasyonunu yaptırdıktan sonra, diğer detaylar için sevgilinizi görevlendirin. Bu şekilde, bugüne özel bir anlam yüklediğinizi anlayıp beklentilerinizi karşılamaya çalışacaktır.
YAPAY YILDÖNÜMLERİ
İlişkinizde çok mutluysanız bazı günlere olur olmaz anlamlar yükleyerek, bunları kutlarken sevgilinizin de sizin kadar heyecanlı olmasını beklersiniz (Aşkını itiraf etmesinin 8′inci ayı gibi). Bu tür günler yaratmakta ustaysanız birkaç deneyimden sonra sevgilinizin sıkılmasına alınmamalısınız.
Tuzağı atlatma yöntemi
Sevgilinizin her şeyi hatırlayamamasına alınmayın: Tarihleri ezberleme konusunda erkekler pek başarılı değiller. Doğum gününüzü veya evlilik yıldönümünüzü hatırlarsa bunu yeterli sayın ve önemli önemsiz diğer yıldönümleri için aynı özeni beklemeyin. İlk öpüştüğünüz günü hatırlamanız onu mutlu etse de bunun yıldönümünü kutlamasını beklemeyin. Kadınlar için yıldönümleri ilişkinin sağlamlığını gösteren birer ipucudur ancak erkekler bunu bu şekilde değerlendirmezler. Onlar mutlu olup olmadıklarına bakarlar ve sizinle birlikte mutlularsa ek işaretler ve ipuçlarına takılmazlar.
Önemsiz günlere anlam yüklemekten vazgeçin. Tanışma gününüzü hatırlamanız çok güzel, bundan sevgilinize de bahsedin ve tanıştığınız için çok mutlu olduğunuzu ifade edin. Ondan özel bir şey beklemeyin. Beklemediğiniz halde ondan bir sürprizle karşılarsanız mutluluğunuz ikiye katlanır ancak bekleyişe girdiğiniz takdirde bu sürpriz gelmezse mutsuz olursunuz.
BİRLİKTE TATİL
Kadınların çoğu için sevgilileriyle ilk tatil epey efor ve stres gerektirir. Ağda randevusu, alışveriş, yeni iç çamaşırları, rüya gibi bir tatilin beklentilerinin verdiği heyecan, hepsi üst üste biner. Erkekler için durum çok farklıdır: İki T-shirt, bir şort, bir diş fırçası ve birkaç prezervatif kutusundan oluşan bagajlarını iki dakikada hazırlayıp yola çıkmaya hazır olurlar. Bu şekilde davranmalarını özensizlik olarak algılarsanız yanlış yargılara varırsınız. Erkekler genelde daha rahat davranırlar, bu onların yaradılışlarıyla ilgilidir, sizinle veya ilişkinizle hiçbir ilişkisi yoktur.
Tuzağı atlatma yöntemi
Tatilin anlamı erkekler ve kadınlar için ayrıdır. Kadınlar sevgilileriyle yaptıkları ilk tatili aşırı önemser ve onu ilişkinin bir kilometre taşı olarak görürken bu olayın başarılı geçmesi için efor sarf etmeye hazırlardır. Cosmotürk’teki habere göre, erkekler için tatil dinlenme ve başıboşluk demektir. Tatillerini sizinle geçirmenin onları heyecanlandırmadığını düşünmeyin, onlar da en az sizin kadar mutlu ve heyecanlılar ancak planlar yapmak yerine olayları akışına bırakmayı tercih ederler. Erkekler, kadınların bir tatil için o kadar çaba sarf etmelerine anlam vermezler. Onlar ilişkinin emek gerektirdiğini bir türlü anlayamazlar. En iyisi, siz de aşırı çaba göstermekten vazgeçin ve olayları akışına bırakın. En önemlisi beraber olmanız, bunun tadını çıkarın.
Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren annelik heyecanıyla uykuya dalmak biraz zorlaşabilir. Ama merak etmeyin, bu, doğuma kısa bir süre kalıncaya kadar geçireceğiniz son uykusuzluğunuz olacak. Unutmayın siz artık iki kişisiniz…
Bebeğinizi tüm hamileliğiniz boyunca besleyecek olan plasenta gün geçtikçe gelişiyor. Bu süreçte vücudunuz her zamankinden daha fazla çalışıp daha çok yoruluyor. Artık dinlenmeye daha çok gereksinim duyacaksınız. Hamileliğinizin son aylarına doğru, gece sık sık tuvalete gitme isteği duymanız ya da bebeğinizin iyice hareketlenmesi sizi uykunuzdan edebilir Bebek doğduktan sonraysa uzun bir süre uyku saatleriniz değişecek.
Uykuya dalmakta zorlanıyor musunuz? Bunun pek çok nedeni olabilir. Bunların arasında en önemlisi bebeğin büyümesidir. Bebeğiniz ve dolayısıyla karnınız büyüdükçe rahat bir uyku pozisyonu bulmakta zorlanırsınız. Özellikle yan yatmaya alışık değilseniz, uykuya dalmakta zorlanabilirsiniz. Hamilelikle birlikte vücudunuzda meydana gelen bazı değişiklikler de uykunuzu bölerek ya da uyku düzeninizi değiştirerek bu konuda problemlere neden olabilir.
Tuvalet ihtiyacı yüzünden uyanmak Hamileliğinizin ilk dönemlerinde büyüyen rahim mesaneye baskı yapar. Bu durumda doğal olarak mesane kapasitesi azalır. Bunun sonucu olarak da sık sık tuvalete gitme isteği duyarsınız Hamileliğiniz ilerledikçe damarlarınızda dolaşan kan hacminiz yüzde 30-50 artar ve bu da sizin tuvalet ihtiyacınızı arttırır.
Nefes darlığı çekiyor musunuz? Hamileliğinizin ileriki safhalarında bebeğiniz karın boşluğunuzda daha çok yer işgal etmeye başlar. Bu durumda karın içi basıncı artar ve karın boşluğuyla göğüs boşluğunuzu ayıran diyafram kasınıza baskı yapar. Bu da daha çok oksijen gereksinimi duymanıza yol açar ve içgüdüsel olarak derin nefes almaya başlarsınız. Nefes darlığı çekmeniz uykuya dalmanızı güçleştirebilir.
Mideniz mi yanıyor? Hamilelikte salgılanan hormonlar vücudunuzda istemsiz olarak çalışan tüm kaslarınızda bir gevşemeye ve yavaşlamaya neden olur. Bu yavaşlama sindirim sisteminizde de ortaya çıkar ve midenizin işlevini tamamlaması gecikir. Mide içeriği özellikle yatar pozisyondayken yemek borunuza geri kaçıp yanmaya neden olabilir.
Bacaklarınıza kramplar mı giriyor? Hamileyken bacaklarınız tüm gün boyunca normalden daha fazla yük taşımak zorunda kalır. Eğer kalsiyum eksikliği gibi bir şikayetiniz de varsa bacak krampları yaşayabilirsiniz. Kramplar hamilelikte uyku güçlüğüne sebep olabilir.
Rahat Uymak için Ne Yapabilirsiniz?
- Kola, kahve ve çay gibi kafeinli içecekleri diyetinizden uzak tutmaya çalışın.- Yatmadan 2-3 saat önce sıvı alımını azaltın.- Uyku saatlerinizi belirleyin.- Yatmaya yakın zamanlarda egzersiz yapmayın- Bacak aranıza ve belinize rahat ettiğiniz pozisyona göre yastık alın.- Yatağa girmeden önce ılık bir duş alın.
Orson Welles in dediği gibi Yalnız doğarız, yalnız yaşarız ve yalnız ölürüz. Sadece aşk ve arkadaşlık hissettiğimiz dönemlerde yalnız olmadığımızı düşünürüz .
Yalnızlık hissinde boğulmadan önce bazı önlemler almakta fayda vardır. Araştırmacılar bu konularda değişik öneriler getirmektedir: İlk yapmanız gereken yalnızlığı tanımlamaktır. Yalnızlık hissinin sürmesine yol açanın ne olduğuna odaklanmanız gerekir. Örneğin dışarı çıkmadığınız, kendinizi aptal, çirkin, sıkıcı bulduğunuzu, paranızı alkol, yeni şeylerin sizi hep korkuttuğunu, diğer insanların sizi yönetmeye kalktığını, günah keçisi olduğunuzu vb düşünebilirsiniz.
Kendinize bazı hedefler belirleyip, bir şeyleri değiştirmeye karar verebilirsiniz. Diğer insanları değiştiremeseniz de kendi düşünce ve duygularınız değiştiğinde diğerlerinin de farklılaştığını görebilirsiniz. Kendinize bazı hedefler belirlemeniz, risk almanız, yeni şeyler denemeniz, değiştirebileceklerinizi belirleyip, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmeni önemlidir. Yalnızlığı dahil olma, izolasyon duygusunu da toplumsallaşma ile değiştirmek biraz zaman alacaktır. Ufak adımlarla ilerlemek daha az başarısız olma duygusu yaşatacaktır. Hedefleri teker teker belirleyip en kolaydan zoruna doğru gitmek yararlı olacaktır.
Yalnızlığın size has olmadığını herkesin hayatının belli bir döneminde yalnızlık hissedebileceğini unutmayın. Kendinizi yalnız hissetmediğiniz dönemlerde sosyal aktivitelere katılın. Dürüst ve samimi bulduğunuz kişilerle bağlantınızı sürdürmeye çalışın. Bu konuda içgüdülerinizin size ne söylediği önemlidir. Bir kişinin sadece yanınızda olması o kişinin sizin için iyi olduğu anlamına gelmez. Kötü bir arkadaşlıktansa bazen yalnız kalmak daha iyidir. Değişim dönemlerinde yeni kararlar alırken özellikle yalnız hissettiğimiz dönemlerdir. Yeni düşüncelerimizi ilgilerimizi paylaşacağımız yeni insanlara ihtiyaç duyarız. Eski bağlantılarınızı korumanız bu aşamada önemlidir, çünkü şu dönemde elinizde olanlar sadece bunlardır. Kendinizden daha yalnız olduğunu düşündüğünüz kişilere ulaşmanız size iyi gelecektir. Sosyal ilişkilerde önceliği ele almak ve kendinizi sınamak önemlidir. Yalnızlık hissiyle internete ve internet üzerinde iletişime fazla zaman ayırmaya başladıysanız zamanla internet bağımlısı olabilirsiniz, dikkatli olmalısınız. İnternette tanımadığınız kişilerle iletişimde temkinli davranıp kurban olmamaya dikkat etmeniz, kişisel bilgileri paylaşma konusunda temkinli olmanız, bunun yerine daha genel konularda iletişime girmenizde fayda vardır. Sanatsal aktivitelere katılmak sanatın iç dünyanıza ulaşmasıyla yalnızlık hissini azaltır. Dini uğraşlar, meditasyon, evcil hayvan beslemek, hobilerle uğraşmak yalnızlık hissinin azalmasına yardımcı olur, Sürekli rutin işlerle uğraşmak sizi otomatik pilota bağlar yalnızlık hissini artırır, hayallerinize göz atın ve rutinden çıkmak için neler yapabileceğinizi düşünün. Yalnızlık hissettiğiniz dönemler pozitif bir duygu içine girmeye ve olumlu hava yaratmaya çalışın, yeni bir şeyler denemek için uygun bir zaman olduğunu düşünün. Yalnızlığınızın içinde yuvarlanıp durmayın. Normalde arkadaşlarınızla ya da partnerinizle yaptığınız şeyleri yalnızken de yapmaya devam edin. Sürekli yalnızlık hissediyorsanız bu depresyonun habercisi olabilir tıbbi yardım istemeniz uygun olur. İntihar düşüncesi olduğunda yine en kısa sürede yardım istemeniz önemlidir.
Düğününüzde her zamankinden güzel görünmek istiyorsanız, yeterince zamanınız varken bunun için çaba harcamaya başlasanız iyi olur.
İşte size o muhteşem güne aylar kala başlayan bir geri sayım takvimi:
6 ay önce: Zaman hala sizin tarafınızda, ama yine de cilt bakımıyla ilgili tedbirli olmalı ve katı bir güzellik rejimine girişmeniz gerekli. Büyük günde kusursuz görünmek, cildinizin ışıl ışıl olmasını istiyorsanız, bunun her şeyden önce gelen ve en basit yolu bol su içmekten geçiyor. Toksinlerden arınmak ve gerekli ışıltıya kavuşmak için En etkili ve ucuz yol bu. Günde en az sekiz bardak su içmelisiniz ve su içmeyi sevmiyor ve anlamsız buluyorsanız, aroma katması için limon dilimleri kullanabilirsiniz.
5 ay önce: İyi bir cilt bakımı şart! Her sabah ve akşam temizleme endash ton verme ve nemlendirme ritüelini uygulamalı ve haftada bir gerekli maskelerle ölü derilerden kurtulmayı da unutmamalısınız. Ayrıca en kısa zamanda bir vücut fırçası edinmeli ve her sabah bununla vücudunuzu fırçalamalısınız. Günde 3 dakikanın yağ depolarını kırma, detoks, ölü hücrelerden kurtulma, dolaşımı hızlandırma ve her kadının kabusu haline gelen selülitleri önlemede ne kadar etkili olduğuna inanamazsınız! Daha fazla sebebe ihtiyacınız var mı? Peki ala, balayına çıktığınızda bikininizin içinde de rahat etmek istemez misiniz?
4 ay önce: Eğer yaz sezonunda evleniyorsanız, ayaklarınızla ilgilenmeye başlama vakti geldi. Onları her gün banyoda ovalayarak yumuşatmayı ve akşamları da nemlendirmeyi alışkanlık haline getirin. Uzun bir kış uykusundan çıkan ayaklarınız için biraz masrafa girmeniz ve onlara bir çift yumuşatıcı güzellik çorabı edinmeniz hiç de fena olmayacaktır. Ya da basitçe kremledikten sonra üzerlerine çorap giyerek sürdüğünüz yumuşatıcının etkisini arttırabilirsiniz gece boyunca.
3 ay önce: Gelinliğinizi şimdiye kadar almış olmalısınız, öyleyse ne tür bir görünüm yaratmak istediğinizi düşünme vakti geldi. Makyajınızı kendiniz yapmadığınız sürece bir kaç makyaj artistinden randevu almalısınız ve bu seçimleri de tavsiye üzerine yaptığınıza emin olmalısınız. Renk paleti ve elde etmek istediğiniz görünüm üzerinde kararlı/net olmalısınız. Eğer pek çok gelinin tercih ettiği gibi kendi makyajınızı kendiniz yapacak iseniz, pratik sizi mükemmelleştirir unutmayın. Saç stiliniz için de çeşitli magazinlerden ve internetten araştırma yapmaya başlayıp, yavaş yavaş bu konuda da netleşmeye başlamalısınız. Ayrıca saçlarınızı 15 günde bir nemlendirmeyi unutmayın ya da çok kuru ve yıpranmışlarsa haftada bir.hafta önce: Bronz olmak ya da olmamak? Sorumuz bu. Elbette güneşin teninize bıraktığı muhteşem parlaklık sağlıklı ve ışıl ışıl görünmenizi sağlayacaktır ama sahte bronzluk talihsizlikleri düğün beyazı ile asla uyuşmadığını unutmayın! Eğer bronzlaşmak için çeşitli ürünlerden faydalanmayı düşünüyorsanız, bunun için de şimdiden pratik yapmaya başlamanız iyi olur. Ve sakın önce ölü hücrelerden kurtulmayı unutmayın!
7 hafta önce: Elleriniz ve tırnaklarınız, düğün boyunca o kadar çok göz önünde olacaklar ki; yüzüğünüzü görmek isteyen akrabalar bir yana senelerce nasıl göründüklerini belgeleyecek fotoğrafları unutmayın İşte bu yüzden şimdiden el ve tırnak bakımına başlamalı, koyu renk ojeler sürmeyi bir an önce kesmeli, tırnaklarınızın nefes almasına izin vermeli ve her akşam tatlı badem yağı ile onları yumuşatmalısınız. Eğer tırnaklarınız ince ve kolay kırılmaya müsaitse, 15 günde bir tırnak kuvvetlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Ve hala edinmediyseniz, düzenli olarak el kremi kullanma huyunu bir an önce edinin, özellikle de ellerinizi yıkadıktan sonra.
6 hafta önce: Prova zamanı! Saç stilistiniz ve makyözünüzle görünümünüze son şeklini vermek için randevulaşın ve bu arada da esas gün için randevunuzu teyit etmeyi ihmal etmeyin! Eğer saçınızı ve makyajınızı kendiniz yapmayı planlıyorsanız, yakın arkadaşlarınızla kız kıza bir gün ayarlayın ve denemelerinizi fotoğraflamayı unutmayın. Özellikle de gün ışığında! Gerçek bir fikir edinebilmeniz için
5 hafta önce: Haftalar, hatta aylar sonra, rüya gelinlik, mükemmel uyumdaki ayakkabılar, vintage görünümlü aksesuarlar için dükkan dükkan koşuşturduktan sonra, ayaklarınızı dinlendirme vakti geldi. Ayaklarınızı rahatlatmak için içine birkaç damla lavanta ya da yasemin damlattığınız suyun içinde bekletin. Ya da nişanlınızı ikna edebilirseniz, iyi bir ayak masajı da olur!
4 hafta önce: Sıkı cilt bakımı rejimine devam, çok az kaldı. Bu arada gün içinde yorgun, susamış cildinizi yumuşatmak ve nemlendirmek için masanızın üzerinde ya da çantanızda mutlaka krem bulundurun endash özellikle de klimalı bir ofiste çalışıyor iseniz. Ve alkolden uzak durun. Stresli ya da gergin hissediyor olsanız bile, alkol alımını minimum düzeyde tutmalısınız; çünkü cildinizi de saçınızı da kurutmakta üstüne yok!
3 hafta önce: Tüm koşuşturmacadan sonra biraz kendinize zaman ayırın. Uzun uzadıya, kokulu mumlar ve favori CD niz eşliğinde köpüklü bir banyo öneriyoruz. Sadece bir saatliğine de olsa tüm bu telaşı unutmanız için ne gerekiyorsa yapın
2 hafta önce: Eğer saçlarınızı boyuyorsanız, şimdi tam zamanı; böylece rengin oturması için gerekli zamanı sağlamış ama tekrar uzadığında ortaya çıkan renk farkını da önlemiş olursunuz. Şekillendirmek için de belki hafif bir kırık temizletme operasyonu düşünebilirsiniz
1 hafta önce: Son rötuşlar! Bir güzellik salonuna gidip istenmeyen tüylerden kurtulma vakti. Ayrıca kaşlarınıza da burada şekil verdirtmenizi öneriyoruz, makyajınızın ne kadar daha iyi oturacağına inanamayacaksınız. Üstelik kirpiklerinizi de renklendirtebilir ve balayında sahilde maskara yoksunluğunun aklınızı meşgul etmesini engelleyebilirsiniz. Ve hazır oradayken bir hafta sonraki manikür pedikürünüz için randevu almayı unutmayın (düğünden bir gün öncesini ayarlamaya çalışın).
Bir gün önce: Saçlarınızı bugün yıkayın. Yeni yıkanmış saça şekil vermek her zaman daha zordur, özellikle de düğün için bir topuz taşımayı planlıyorsanız. Tokalar ve firketeler de taze yıkanmış saçta zor durur. Manikür ve pedikürünüzü de bugün aradan çıkarmanız yarın için zaman kazanmanıza sebep olacaktır. Kaşlarınızı kontrol edin, son dakika müdahalesine ihtiyaçları var mı? Ve en önemlisi, bugün kesinlikle makyaj yapmamanız gerektiği endash cildinizin nefes almasına izin vermelisiniz!
Evlilik yüzüğünün dördüncü parmağa takılmasının tek bir sebebi olmamasın yanında olanların da çoğu eski inanç ve geleneklere bağlı
Gelenek:
Amerika, Kanada, Japonya, Hindistan ve Batı Avrupa da, evlilik yüzüğü hem kadın hem erkek tarafından sol elin 4. parmağına takılır, diğer adı ile yüzük parmağına.
Vena Amoris:
Eski Romalılar, aşk damarı anlamına gelen vena amoris in diye bilinen bir damardan bahseder ve bu damar sol elin dördüncü parmağından kalbe gider. Genel olarak 4. parmak tercihinin başlangıç noktası kabul edilir bu inanç.
Hıristiyan sembolizmi:
Eski zamanlarda, Hıristiyan düğünlerinde, gelinin ortadaki üç parmağına birden yüzük takılırdı, baba, oğul ve kutsal ruhu temsil eden Dördüncü parmaktaki düğünden sonra takılı kalmaya devam ederdi.
Çin felsefesi:
Çinliler başparmağın ebeveynleri, işaret parmağının kardeşleri, orta parmağın kendimizi, 4. parmağın eşimizi ve serçenin de çocuklarımızı sembolize ettiğine inanır.
Varsayım:
Bazı Avrupa kültürlerinde, kadın yüzüğü dördüncü parmağına düğünden önce takar ama daha sonra resmi olarak evlenince yüzüğü sağ eline geçirir.
Modern zamanda, alyansı dördüncü parmağa takmak kültürel bir norm. Kimi kültürler sağı kimileri solu tercih et ese de 4. parmak alyans için ortak karardır.
Evlilik yüzüğünün bu kadar önemli olmasının sebebi, evliliğin sembolü olmasından kaynaklıdır. Diğer parmaklardaki herhangi bir yüzük başkalarına iletecek bir mesaj taşımazken, bu parmak o insanın evli olduğunun kanıtı ve eşine olan aşk ve bağlılığının nişanıdır.
Kadınlar hayal ettikleri yaşamı yaratmak ve süregelen hayatları hakkında daha iyi hissetmek için yalan söylüyor.
Kadınlar sürekli olarak kendilerini diğer kadınlar ile kıyaslayıp, yeterli hissetmediklerinde de cezalandırıyorlar. Eğitim durumu ve ekonomik refah gibi kadın olarak hepimiz son birkaç on yılda kazandıklarımıza bakmaksızın çoğumuz kimliğimiz ile kavgalı ve bu yüzden de yalan söylemeye meyilliyiz.
Kadınlar hayal ettikleri yaşamı yaratmak ve süregelen hayatları hakkında daha iyi hissetmek için yalan söylüyor. Kendilerini başarılı, zayıf ya da ilişkilerinde yeterince mutlu hissetmiyorlar ve olmasını istedikleri gibi yansıtarak, öyleymiş gibi hissetmeye çalışıyorlar.
Ağırlık konusu
Kadınlar pek çok şey hakkında yalan söylese de favori başlığın kiloları olması şaşırtıcı değil. Kiloları ehliyet belgeleri için sorulduğunda kadınların %68 i yalan söylüyor. Yasal dokümanlarda bile yalan oranının bu kadar yüksek olması korkutucu gelmiyor mu? Kadınların gerçekleri saptırdıklarını itiraf ettikleri diğer alanlar ise; fikirleri, ilişkileri, becerileri ve gelirleri Genellikle yabancılara yalan söylemeye meyilli olan kadınların yalan söyledikleri listesini iş arkadaşları ve işverenleri izliyor. Ancak yine kadınların %70 i kendileri için önemli olan insanlara yalan söylemenin kabule dilemez olduğunu belirtiyor.
Neden yalan?
Kadınların %38 i bir insan ya da durumun gelişmesine faydalı olacak durumlarda, %36 sı başka bir insanın duygularını incitememek için yalan söylemenin yerinde olduğunu düşünüyor. %13ü ise kendilerini beladan uzak tuttuğu sürece yalan söylemenin geçerli olduğunu düşünüyor. Yarısından fazlası(%55) kısıtlanmış bilginin yalan sayılmayacağına inanıyor.
Neden daha sık yalan söylemedikleri sorulduğunda, %71 i yanlış bir şey olduğu için diye cevapladı, %33ü çünkü bu konuda çok kötü olduklarını ve yüzde 10 u kötü bir insan olarak algılanmaktan korktukları için yalanlarını sınırladıklarını söylediler. Büyük bir oran olan %91 i ise yaşlandıkça kendileriyle daha barışık ve rahat olduklarına ve bu yüzden daha az yalan söylediklerini itiraf etti.
Peki ya erkekler?
Kadınlar erkeklerin yalan söylemesinin geçerli olduğu konuları da belirttiler. Mesela, %61 e göre, erkeklerin nasıl göründüğü hakkında yalan söylemesi kabul edilebilir. %48 ine göre başkalarını ne kadar çekici bulduğu hakkında ve %39 u yataktaki performansı hakkında yalan söylemelerini kabul edilebilir buluyor.
%91 i erkeklerin hissettikleri hakkında yalan söylemesini doğru bulmuyor. Özellikle de onları sevip sevmediği konusunda!
Aşırı şüphecilik erkeği mutsuz ederken, ilişkiye de zarar veriyor!
Bir zamanlar sevgililerini cep, çekmece karıştırıp gömlek koklayarak kapana kıstırmaya uğraşan kadınlar; günümüzde cep telefonları, e-posta ya da çeşitli sohbet programlarından medet umarak aldatıldıklarına dair kanıt bulmaya çalışıyorlar. Ancak aşırı şüphecilik erkeği mutsuz ederken, ilişkiye de zarar veriyor!
Aldatma hikayeleri şu sıralar magazin gündeminde sanki her zamankinden daha fazla yer işgal ediyor. Bir yandan mutluluğu öteki kadın ya da erkeğin kollarında arayanların öyküleriyle sadakatsizliğin artık ne derece sıradanlaştığını görüyor, bir yandan aldatılanların negatif ruh hallerini ve yaşadıkları travmaları anlamaya çalışıyoruz. Tabii bu konudaki duygularımız da yaşananlara göre gidip gidip geliyor. Aldatan bir arkadaşımızın yaşadığı kaçamağı heyecan içinde dinlerken, aldatılan ve omzumuzda ağlamayı tercih eden bir başka arkadaşımıza sevgilisinin işe yaramaz biri olduğunu söylüyoruz.
Aldatmanın çok kötü bir şey olduğuna inanıyor ama içten içe yeni biriyle gizli kapaklı birlikte olmanın heyecanını da merak ediyoruz. Kısaca, galiba hepimiz aldatmanın öznesi ya da nesnesi olmayı kesinlikle arzuluyoruz. Bazen bilinmeyenin heyecanına kapılıp sevgilimizi aldatıyor, bazen de şüphelerimize yenilip kendimizi bir dedektifçilik oyununun ortasında buluveriyoruz. Ortada geçerli hiçbir sebep yokken ondan şüpheleniyor, durduk yere kıskançlık krizlerine giriyor, “Ya aldatıyorsa” paranoyasıyla tüm özel eşyalarını karıştırıyor ve teknolojik imkanların da yardımıyla yaptıklarını kanıtlayacak bir ipucu bulmaya uğraşıyoruz. Aldatılma merakının motive ettiği aşk dedektifliği mesaimizi sabah-akşam şevkle sürdürüyor, titizlikle iz sürüyor, somut bir kanıt bulamayınca mutsuz oluyoruz.
Trajikomik yöntemlerle sevgililerini takip etmeyi iş edinen aşırı şüpheci kadınların stratejileri size de yabancı gelmeyebilir. Yalnız, erkeklere aşırı baskı yapmanın, onları bir şüphe perdesiyle boğmanın sonuçlarının ilişkinin geleceği açısından pek de iyi olmayacağını da unutmamak gerekir.
-Erkeklerle İlgili Önyargılar Kadınları Şüpheci YapıyorMemory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Konsültasyon Lezyon Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Arıkan, insanın doğası gereği zaten şüpheci olduğunu söylüyor. Ancak her şeyin altında bir bit yeniği aramanın zararlı olduğunu ve aşırı şüpheciliğe paranoya denildiğini de eklemeliyiz. Arıkan, psikiyatride dört tür şüphecilik bulunduğunu, bunlardan birinin kişinin aldatıldığına dair yoğun bir şüpheyle sarmalandığı kıskançlık duygusu olduğunu belirtiyor.
Kıskançlık duygusu, belli bir dozu aşmadığı sürece kadın-erkek ilişkilerinde sevgi ve bağlılığın göstergesi olabilir. Ama bazen dizginlenemez boyutlara varabilir, sınırları aşar ve sonunda da saplantıya dönüşebilir. Kadınların kıskançlık krizleri ezelden beri devam ediyor; hemcinslerimiz, erkeğini koruma ve onun sadece kendisine ait olması gerektiği içgüdüsüyle hareket edip, şüpheci ve sorgulayıcı davranışlar sergileyebiliyor. Zira son zamanlarda ayyuka çıkan aldatma ve aldatılma hikayeleri, kısacası aldatmanın sıradanlaşması; bu tür durumların her an her yerde yaşanabileceği sinyalini veriyor.
Özellikle erkeklerin cinsel dürtülerini kontrol edemeyen “zayıf ve iradesiz” varlıklar olarak görülmesi ve konu sadakat olunca potansiyel suçlu ilan edilmeleri, meraklı ve şüpheci kadınları birer aşk dedektifine dönüştürmeye yetiyor. Kısaca erkeklerin doğaları gereği sadakatsiz oldukları önyargısı damarlarında şüphe virüsü taşıyan kadınları iz peşine düşürüyor. Ve çoğu zaman ortada fol da, yumurta da yokken, hızlı bir takip süreci başlıyor.
-Höe2löe2 Naftalin Kokulu Yöntemlere BaşvuruluyorAşk dedektifliğinde geleneksel yöntemler kullanmak höe2löe2 revaçta. Sevgilinin ceplerini, özel eşyalarını ve dolaplarını karıştırmak aldatılma merakı taşıyan kadınların klasik hareketleri. Aldatılma şüphesiyle yaşayan bu kadınlar sinirli ve sürekli sorgulayıcı tavırlarıyla da hemen fark ediliyorlar. “Neredeydin?”, “Neden geç kaldın?”, “O konuştuğun kadını daha önce nerede görmüştün?” ya da yeni tanışılan bir kadınla ilgili, “Aranızdaki samimiyet gözümden kaçmadı” gibi sıkıcı sorularla sorgulamalar bir dedektifin suçluya ulaşmak için zanlılara yönelttiği soruları hatırlatır. Zira kafasına aldatıldığını takan kişi için sevgilisinin tanıştığı her kadın, baştan çıkarma potansiyeline sahiptir ve sevgilisine göz koymuştur.
Bazen uzun ve güçlü arkadaşlıklar bile kıskanç bir sevgili yüzünden kolaylıkla son bulabilir. Sürekli soru sormak ya da özel eşyalar üzerinde iz sürmek dışında, sevgiliyi dışarıda takip etmek, söylediği yere gidip gitmediğini kontrol etmek için peşine düşmek ya da işyerine sürpriz kisvesi altında baskın düzenlemek de iz süren kadınların başvurduğu yöntemlerden. Sevgilinin mesleği; sürekli şehir veya yurtdışına gitmesini gerektiriyorsa, vay haline! Zira iş gezilerini sevgilinin kaçamak yapmak için uydurduğu bahaneler olarak gören şüpheci kadın, oteli arayacak ve sevgilisinin gerçekten orada kalıp kalmadığını kontrol edecektir.
Sevgiliyi ya da kıyafetlerini koklayarak, herhangi bir kadın parfümünün izini sürmek ya da kıyafetler üzerinde çeşitli lekeler aramak da anneannelerimizden miras kalan ama aldatılma meraklısı birçok kadının başvurduğu naftalin kokulu yöntemlerden
-En gözde yöntemler-Yabancı bir telefon numarasından sevgiliye baştan çıkarıcı mesajlar atılır ve ne yapacağına bakılır.-Yakın bir kız arkadaşla sevgiliye kur yapması için anlaşılır; sevgilinin nasıl tepki vereceği gözlemlenir.-Sevgili bir görüşme yaptıktan sonra, son aranan telefon numarasının kime ait olduğu araştırılır.-Sevgilinin arabasında saç teli, parfüm kokusu (en çok emniyet kemerine siner) gibi izler aranır.-Kredi kartı ekstreleri ve alışveriş fişleri incelenir.-Eve gizli kamera hatta dinleme cihazları yerleştirilir.-Prezervatiflerin kaç tane olduğu, azalıp azalmadığı kontrol edilir.-Özel dedektif tutulur!-Sevgilinin sekreteri, şoförü ya da yakın arkadaşlarıyla samimiyet kurulup ağızlarından laf alınır.
-Neredesin, Fotoğrafını Çek Gönder!”Ultra modern teknolojik yöntemlere gelince, birçok meziyete sahip cep telefonları aldatılma şüphesiyle erkeklere nefes aldırmayan kadınların son zamanlardaki en büyük yoldaşları. Zira hızla gelişen ve yenilenen son model ürünler, iz sürme metodlarını da geliştiriyor. Sevgiliyi cepten arayıp, “Şu an neredesin?”, “Bir kadın sesi duyuyorum galiba” gibi yorumlar yapmak bile artık demode oldu. Yeni çıkan 3G teknolojisine sahip ürünlerle birlikte, en moda ve en etkili iz sürme yöntemi “Neredesin, fotoğrafını çek gönder!” emri vermek. Parkta, plajda, bahçede kısaca dilediğiniz her yerde sevdiklerinizle görüntülü konuşma imkanı tanıyan 3G teknolojisi, sevgilinizle aşığının yatağında da konuşmanızı sağlayacak.
Tabii bu konularda uzmansa, konuşurken arkaya başka bir görüntü koyabilme şansı olduğunu belirtmeden geçmeyelim! Gördüğünüz gibi bu çok akıllı 3G’li ürünler her iki tarafı da düşünmüş. Haritadan aranılan kişinin nerede olduğunu gösteren cep telefonlarıysa pusuya yatmış kadınların en büyük silahlarından; bu defa sevgiliye kaçış yok! E-postalar, Facebook hesapları ve MSN yazışmaları da aldatılma şüphesiyle hareket eden kadının titizlikle iz sürdüğü alanlardan.
E-posta şifrelerini kırarak tüm mesajları gözden geçirmek, MSN hesabına girerek yazışmaları bilgisayara kaydetmek ve bunları okumak, sevgilinin Facebook’taki arkadaş listesini incelemek, şüpheli kadın arkadaşların listesini çıkarıp sevgiliden bu kadınların ayrıntılı özgeçmişini talep etmek, erkekleri tuzağa düşürme mesaisinin en temel stratejilerini oluşturuyor.
-Aşırı Kıskançlık İlişkiyi Kolayca ZedeliyorTüm bu stratejiler, eğer ortada gerçekten bir aldatma vakası varsa, erkeği köşeye sıkıştıracak ve onu suçüstü yakalayacaktır. Fakat böyle bir durum olmadığı halde; kadının salt aldatılma merakı ve hayali bir sevgilinin varlığına kendini inandırmış olması yüzünden bu tip yöntemlere başvurması olumsuz sonuçlar doğurabilir. Öyle ki, aşırı kıskanç ve sevgililerini sürekli gözaltında tutan kadınların baskıcı davranışları erkeği boğabilir ve ilişkiyi kolaylıkla zedeleyebilir.
Sevgilisine çok aşık bir erkek bile bitmek tükenmek bilmez sorgulamalara ve kontrol altında tutulmaya uzun süre dayanamaz. Erkeği sıktıkça, o özgürlüğünün peşine daha çok düşecektir. Ayrıca sevgilisinin kendisine güvenmediğini anlayan, özel eşyalarının ya da bilgisayarının karıştırıldığının farkına varan erkeğin kalbini tekrar kazanmak çok zor olabilir. Kısaca aldatıldığından emin olmadan, sadece önyargılarla hayali ipuçlarının peşinden koşmak sevgiliyi uzaklaştırıp, soğuturken, kadınla erkeğin arasına da kapanması zor bir uçurum açabilir.
Uzmanlar; yazılı ve görsel medyada duyup okudukları aldatma hikayelerinin kahramanlarına öykünen, aldatılmış olmanın haklı ezikliğini tatmak isteyen ve sevgililerini tuzağa düşürmekten adeta zevk alan bu tip şüpheci kadınların böyle davranarak ilişkilerini riske attıklarını unutmamaları gerektiğini vurguluyor. Kadınlara ilişkiyle ilgili endişeleri varsa bunu açıkça dile getirmelerini ve sevgilileriyle iletişimlerini her zaman güven çerçevesinde sürdürmelerini öneriyor.
Son olarak; sevgilisini çok seven, aldatmayı aklından bile geçirmeyen ama onun baskıcı davranışları sonucu mutluluğu ve huzuru çevresindeki başka kadınlarda arayan erkeklerin sayılarının hiç de az olmadığı akıldan çıkarılmamalı!
-Güven önemliDavranış Bilimleri Enstitüsü’nden aile terapisti Özlem Altay Önen “Teknolojik imkanların gelişmesiyle insanlar her türlü arkadaşlığa açık hale geldiler. Evde otururken yıllardır görmediğiniz eski sevgiliniz sizi eliyle koymuş gibi bulabiliyor. Ve siz onunla eşiniz yan odada uyurken konuşabiliyorsunuz. Bazen bu durum aldatmalara da yol açabiliyor ve güven duygusu doğal olarak derinden sarsılıyor.
Başınıza gelmese de duyduklarınızdan etkilenebiliyorsunuz. Aldatılma kaygısı insanı yer bitirir. Ve kişi, tüm bunların başına gelmeyeceğinden emin olmak için takibe başlayabilir. Ama tabii bu çabalar kimseyi mutlu etmez. Kişi eğer kendini bu konuda kontrol edemiyorsa terapiye gitmesi iyi olur. Aşırı şüphe ilişkinin büyüsünü bozar. Üstelik sevgiliniz bunu yapacaksa onu engelleyemezsiniz.”
Kaynak : Cosmopolitan
Yükselen burcunuz aradığınız o aşkı ve sevgiliyi belirliyor!
Aşk demek, hayat demektir. Yaşamanızın anlamı demektir! Ama doğru aşkı bulmak pek kolay değildir..
Yükseleniniz Koç ise, seksüel açıdan sizi derinden etkileyecek ve çok tutkulu birine öe2şık olma ihtimaliniz yüksektir. Sevgilinizle birlikte iken kendinizi güvende hissedeceğiniz rahat ve konforlu bir ortamı tercih edersiniz.
Yükseleniniz Boğa ise, sizi her yönden geliştirecek, derinlik kazandıracak, kültürlü, özgür, ruhlu, dürüst ve tecrübeli biri size çok çekici gelecektir. Onunla rahat iletişim kuracağınız ortamlarda çok çeşitli konularda sohbet etmekten çok keyif alırsınız.
Yükseleniniz İkizler ise, kariyerinde yükselmiş, hedefleri olan, kontrollü, ciddi biri size çok cazip gelebilir. Onunla sevgi dolu, samimi ve sıcak bir ev ortamında birlikte olmayı tercih edersiniz.
Yükseleniniz Yengeç ise, iletişimi güçlü, sıra dışı özellikleri olan, özgürlükçü, sosyal yönü kuvvetli, zeki birine öe2şık olabilirsiniz. Onunla son derece lüks ve gösterişli ortamlarda buluşmaktan çok keyif alabilirsiniz.
Yükseleniniz Aslan ise, son derece duygusal, hassas, sizi çok iyi anlayan ve sizin için her fedaköe2rlığı yapabilecek biri size çok çekici gelecektir. Onunla birlikteyken son derece pratik ve becerikli olabilir, gösterişten uzak sade bir ortamda birlikte çalışmaktan çok keyif alabilirsiniz.
Yükseleniniz Başak ise, seksüel açıdan dinamik, son derece atak ve cesur kimseler size çok çekici gelecektir. Onunla romantik ve zevkli ortamlarda bir araya gelebilir ve birlikte yapacağınız sosyal aktivitelerden çok keyif alabilirsiniz.
Yükseleniniz Terazi ise, sağlık ve güzellik sizin için önemli olacaktır. Fiziği düzgün ve sağlıklı biri size çekici gelecektir. Seksüel yönden güçlü ve etkileyici biri olması da önemlidir. Onunla gizemli ve çekici bir ortamda birlikte olmaktan çok hoşlanabilirsiniz.
Yükseleniniz Akrep ise, rahat iletişim kurabileceğiniz, pratik, sevimli, zeki ve meraklı biri size çok çekici gelecektir. Onunla birlikte yeni şeyler öğrenmekten, birlikte seyahat etmekten ve macera yaşamaktan çok keyif alabilirsiniz.
Yükseleniniz Yay ise, sevecen, şefkatli ve size karşı çok koruyucu davranan birinden çok hoşlanabilirsiniz. Onunla birlikte iken tecrübesinden yararlanabilir, yüksek standartları olan meköe2nlarda, seçkin ortamlarda bulunabilirsiniz.
Yükseleniniz Oğlak ise, eli açık, gösterişli, kendine güvenen, güçlü, cesur ve buyurgan tavırlı biri size çok çekici gelecektir. Onunla birlikte toplum içinde ve sıra dışı ortamlarda görünmekten keyif alabilir ve yeniliklerin sergilendiği, teknoloji ağırlıklı organizasyonlara katılmaktan hoşlanabilirsiniz.
Yükseleniniz Kova ise, iletişim becerileri yüksek, titiz, dikkatli, pratik, zeki, çalışkan, gösterişi sevmeyen, hizmet etmeyi seven, mükemmeliyetçi birisinden çok hoşlanabilirsiniz. Onunla çok iyi bir empati kurmak isteyebilir, son derece romantik ve hayal gücünüzü harekete geçirecek ortamlarda, birlikte olmaktan çok keyif alabilirsiniz.
Yükseleniniz Balık ise, son derece, ince, uyumlu, nazik, güzelliğe ve iletişime önem veren sanatköe2r ruhlu birinden çok hoşlanabilir ve birlikte çok ateşli bir aşk yaşayabilirsiniz. Onunla birlikte yeni başlangıçlar yapmaktan ve heyecan duyacağınız aktiviteler içinde olmaktan çok zevk alabilirsiniz.
Yazan:Astrolog Ümran Ensari
Yöntem basit, haberimize göz atmalısınız…
Partneriniz, isteklerinize eskisinden daha fazla mı önem veriyor? Bu, suçluluk duygusunu bastırmak için yaptığı bir davranış olabilir.
Partnerinizin size sürekli sürpriz yaparak hediyeler almasıda aldatılma şüphelerini destekler niteliktedir. Sizin kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayarak, aldatma olayını biraz daha sevimli hale getirmeye çalışıyor olabilir.Normalde alışkanlıklarını değiştirmekten hiç de hoşlanmayan erkek arkadaşınız, birden farklı hobiler edinmeye başladıysa, siz de şüphelenmeye başlayabilirsiniz.
Partneriniz olur olmaz nedenlerle kavga çıkarmaya başlayabilir. Çünkü aldatan kişilerin yüzde 90ının duygusal karışıklık yaşadığı ve tepkilerine hakim olamadığı gözlenmiştir.
Bazı çiftler, “Bir gün ilişkimiz biterse” gibi konuları konuşmaya bayılırlar. Eğer partneriniz bu konulardan konuşmaya başladıysa, büyük olasılıkla ayrılık sonrasında ne gibi tepkiler vereceğinizi ölçüyordur. Eğer çok basit bir cevapla geçiştirdiyseniz, olası bir aldatmada kapı dışarı edileceğinizi unutmayın.
Partneriniz sürekli depresif görünüyor olabilir. Özellikle bunu siz yakınlarındayken yapar, ancak siz ortalarda yokken arkadaşlarıyla gezip eğlenir. Bu, uzun dönemde ilişkinizi baltalayacağından ayrılmanız ya da aldatılmanız kaçınılmazdır.
İlişkinizde konuşmalar ve aktiviteler azaldığında, ilginizi yitirmişsiniz demektir.
Müzik alışkanlıklarını değiştiren partnerinizin tavırlarını takip edin. “Nefret ederim” dediği müzikleri dinlemeye başladıysa, büyük olasılıkla yeni bir ilişki kapıdadır. Çünkü elde etmeye çalıştığı insan bu tür müziğin yakın takipçisidir.
Partneriniz birden kendini beğenmeye başladı. Bu yeni bir ilişkiye başladığını değil, sizin ona yetmediğinizi gösterir! Kendini aşırı beğenen ve sizi aşağılamaya başlayan partneriniz, isteklerini karşılayacak kişiyi bulduğunda hemen ortadan kaybolacaktır!
Hangi rengi seviyorsunuz? Bakın o rengin karşılığı ne çıkıyor…
Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve ev dekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz.
En fazla görünen renk sizin baskın renginizdir; cinsel sizi yansıtan renktir. Psikologlar renkler ve cinsel kalıplar arasındaki bağı aşağıdaki şekilde açıklamış.
Peki buna göre siz hangi renktensiniz?
KIRMIZI
Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir.Bu rengi seven kişiler ise çok şehvetlidir.Kırmızıyı seven insanları çuvaldaki kaplana benzetmek yanlış olmaz. Kolayca tahrik olur, hayal edilebilecek her yolda cinselliğin tadını çıkarırlar.
Cinsel kıvılcım bir kez çaktığında onu söndürmek saatler alır. Kırmızıyı sevenler kavgacı olur ve daha zayıf renkler onlardan kaçınır. Aşk yaşamlarında fantezilerin yeri büyüktür.
SARI
Favori rengi sarı olan kişilerin cinsel eğilimleri bir hayli karmaşıktır.
Çoğunlukla sarı seven kişiler daha güçlü olan partnerlerinin isteklerine pasif davranışlarla uyum gösteirler.
Asla cinselliğin tadını tamamen çıkaramazlar ancak hoşlarına giden kimseyi de geri çevirmezler.
Bu anlamda sarı cinsel tutkudan uzak bir renktir. Onlar için ilk adımı karşı taraf atmalıdır. Bu yüzden karşı taraf bir hamle yapana kadar yalnızca beklerler.
PEMBE
Pembeyi seven insanlar cinsel konularda gelişmeye gönülsüz olurlar.Bu kadınlar partnerlerine çoğu kez eziyet eder, vereceklerinden fazlası için söz verirler.
Bazı durumlarda dişilikleriyle gösteriş yaparlar çünkü gizliden gizliye erkeklerden nefret ederler. Pembeyi seven erkeklere gelince…
Bu tip erkekler kadınların peşinden koşar ve kur yaparlar. Hatta aynı gecede üç ayrı randevu verebilen fakat hiçbirisiyle buluşmayıp barın birinde yeni biriyle tanışabilen kişilerdir.
Kocası pembe seven kadınlar ihtiyatı elden bırakmamalıdır.
MOR
Bu rengi sevenler aşkta da, iş yaşamında da kolay elde edilmezler.
Bu rengi seven kişilerin etrafındakiler, onlara fazlaca bilgiç bulabilir. Mor rengi seven kadınların kişilikleri son derece güçlüdür.
Onlar karşılarındakine gerçekten inanırsa ilişkiye girer ve oyunu kurallarına göre oynarlar. Erkekler ise aşk ilişkilerine iş ilişkisi tadında yaklaşırlar.
Her iki cinsiyette de moru sevenler karşılarındakinin hoşnutluğundan çok kendilerininkini düşünürler.
SİYAH
Siyah renk gücü ve tutkuyu temsil eder.Cinsellik konusunda sekste tıpkı kırmızı gibi şehvetlidirler. Genellikle doğalarında sadizim ya da mazohizm vardır.
Bu sebeple seks sırasında da hiçbir sınır tanımadan sevişirler.
Biraz içe kapanık gibi görünseler de aslında sevişme anında diğer renklerden daha cesurdurlar.
Fakat onlar saman altından su yürütenler gibi şehvetlerini yalnızca yatak odalarında partnerlerini şaşırtmak için gösterirler.
YEŞİL
Doğanın rengi olan yeşil güven veren bir renktir. Bu yüzden partneriniz yeşili seviyorsa doğru kişiyle birliktesiniz demektir.
Bu rengi sevenler cinsel yaklaşımlarında masum ve tazedir.
Yeşili seven kadınlar partnerlerine her zaman sadıktırlar. Tutkuları olsa bile bunu partnerlerine çok fazla göstermezler.
Yeşili seven erkekler anlaşılmaz tavırlarıyla karşılarındakini etkilemeyi iyi bilirler. Kısacası partneriniz yeşili seviyorsa asla ihanetten şüphelenmemelisiniz.
TURUNCU
Turuncu rengi sevenlerin cinsel fantezilere eğilimi vardır.Cinsel etkinliği kendilerinin başrolü oynadığı tek sahnelik bir oyun olarak görürler.
Önsevişme cinsel birleşme kadar önemlidir. Tatlı şeyler, anlamsız diyaloglar fısıldarlar.
Turuncu insanlar orgazm olamasalar bile çok iyi rol yaparlar. Seks sırasında şehvetten dolayı partnerlerine biraz zarar verebilirler.
Turuncu erkekleri eşlerinin saçını çekmeye, kadınları da eşlerinin sırtında çizikler bırakmaya eğilimlidirler.
KAHVERENGİ
Bu rengi seviyorsanız, eşiniz için bir hazinesiniz demektir.Kahverengi sevenler sıcak ve eşinin isteklerine karşı duyarlıdır. Bunun yanı sıra da kadın ya da erkek her iki cins de son derece romantiktir.
Cinsellik onlar için 24 saatlik birşeydir. Ateşin kenarında sarılıp uyumak, yağmurda yürümek kahverengi sevenler için tahrik edicidir.
Ancak şiirsel duyguları öyle bir yapıya sahiptir ki bir tek kötü söz herşeyi mahvedebilir.
GRİ
Bu renk kararsız kişiler tarafından sevilir. Hiçbir konuda heyecanlanmadıkları gibi renk konusunda da son derece heyecansızdırlar.
O yüzden de yorumsuz gölge rengini seçerler. Gri tercih eden erkekler cinselliği sakinleşme aracı olarak görürler.
Ne fazlası ne de azı. Kadınlar sevişmez, cinsel ilişkiye girerler. Sadece iki sebepten biri için: Eşlerini memnun etmek ya da hamile kalmak. Sevişme bitene kadar duvar kağıtlarındaki desenleri sayarlar.
MAVİ
Mavi sevenler harika cinsel partnerlerdir.Sevgi doludurlar, eşlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar.Sevişmeyi bir sanat olarak görür ve ilişkilerine zarifçe yaklaşırlar. Mavi seven erkekler piyanistlere benzerler, piyano çalarmış gibi zarifçe sevişirler.
Mavi kadınları cinselliklerinin tadını sonuna dek çıkartırlar. Hem kadınlar hem de erkekler önsevişmeden ve ardından gelen birleşmeden hoşlanır. Evlilikte mavi kişi mükemmel bir eştir, dışarıda gözü yoktur.
BEYAZ
Beyaza tutucu insanların rengidir.Yatmak sevişmekten daha fazla tercih edilir. Cinsellikten pek fazla hoşlanmazlar. Bu insanların doğasında biraz tutuculuk vardır.
Onlar için, Fransız öpücüğü müstehcen bir şeydir ve gün ışığında sevişmek duyulmamış bir olaydır. Beyazı seven kadınlar gizlilik içerisinde soyunur.
En iyi flört etme yollarından birinin hiçbir şey söylememek olduğunu biliyor musunuz?
Kuşlar, arılar, yaşlı insanlar, genç inslar, herkes bunu yapıyor. Neyi mi? Flört ediyorlar! Ve eminiz ki en iyi flört etme yollarından birinin de hiç bir şey söylememek olduğunu bilmiyorsunuzdur. Vücut dili ilginizi göstermek için en sağlam yollardan bir tanesidir. Doğru sinyalleri gönderdiğinizden emin olmak için 6 ipucunu uygulamaya başlayın.
Siz farketmesenizde vücudunuzun kendine özel bir dili var. Oturma şekliniz, ellerinizle ne yaptığınız, bacaklarınız, konuşma, ne hissettiğinizi söyleme şekliniz, ne düşündüğünüz ve en önemlisi karşınızda oturan erkeğe olan ilginiz bu dilin parçalarıdır. Vücut dilini tamamen kontrol altına almak istersiniz. Nasıl mesajlar gönderdiğinizin farkında olmak istersiniz ve karşı tarafa söylemek istemediğiniz bir mesaj göndermek istemezsiniz. Erkekler bayanların vücut dillerini anlamayacak kadar aptal değillerdir. Karşınızdaki erkek siz hareket ettiğinizde sizi izleyip hakkınızda bir çok bilgiye sahip olabilir. Vücut dilinizi karşı tarafa doğru sinyaller göndererek kendi yararınıza çevirebilirsiniz. Vücut dili cep telefonundan mesaj yazmaya benzer. Kısa bir bilgidir, hızlıdır ve doğrudan hedefe ulaşır.
Vücut dili esasları
Bayanlar düşünmeden bir erkeğe olan ilgilerini fiziksel ipuçlarıyla belli ederler. Çok az ilgilendiğinizi belirten en bilindik işaretler saçı savurmak, saçı kıvırmak ve bacak bacak üstüne atmaktır. Bir bayan saçlarını savuruyorsa karşısındaki erkeğe heyecanlı olduğu mesajını veriyordur. Ve erkek eğer heyecanlanıyorsa ‘benimle ilgileniyordur’ diye düşünür. Bunun yanısıra, saç savurma, bacak bacak üstüne atmak gibi kendiniz ile övündüğünüzü gösteren bir harekettir. İlgi çekmenin veya seksi olduğunuzu göstermenin bir yoludur. Fakat karşı tarafa güçlü mesajlar ileten bir çok yol vardır.
Göz teması
İnsanların bağlanması için gereken ilk yol göz temasıdır. İki taraftan biri bir kelime söylediğinde bile gözler birbirlerine mesajı iletmiş olurlar. Bir erkeğin gözlerine derin bir şekilde bakarsanız, ona odadaki en etkileyici kişi olduğu mesajını verirsiniz. Aslında gözlerine kilitlenirseniz gözlerinizle odadaki tek insanın o olduğunu söylersiniz.
Direkt göz teması bazen riskli olabilir. Bundan kaçınan erkekler için bu davranış arsız ve utanmasız gibi görülebilir. Utangaç biri değilseniz gözlerinizi onun üzerine dikin. Bir bakıma bu doğal bir seçim. Gözleriniz açıp ona baktığınızda sizden korkan bir erkek muhtemelen size uygun değil.
Kollarınızı kavuşturmak
Bir bayan kollarını göğsünde kavuşturuyorsa bir erkeğe bu hareket birçok şey ifade edebilir. Korunmasız bir canavar olduğunuzu ya da kurttan kurtulmaya ihtiyacı olan küçük bir kuzu olduğunuzu anlayabilirler. Ama kollarınızı kavuşturmanız karşınızdaki erkeğe ondan hiç hoşlanmadığınızı ve onun gitmesinin en büyük dileğiniz olduğunu da gösterebilir. Ayrıca kollarınızın göğsünüzde birleşmesi ilginin göğüslerinize çekilmesine de sebep olur.
Ona doğru eğilmek
En genel tipi karşınızda oturan erkeğe doğru eğilmektir. Bu hareket ilgi ve kabul etmeyi gösterir. Kısaca, bu hareket onun en komik, en şirin ve bu dünyadaki en büyüleyici varlık olduğunu gösterir.
Kendinizi onun kucağına doğru giderken bulursanız, derin bir nefes alın ve birkaç dakika elleriniz bacaklarınızda oturun.
Eğer eğildikten sonra ondan uzaklaşırsanız ona ondan nefret ettiğinizi yada ondan ne kadar etkilendiğinizi belli etmemeye çalıştığınızı göstermiş olursunuz.
Bacak bacak üstüne atmak
Bu hareket heyecanlı ve kışkırtıcı bir hareket olarak algılanır. Birçok insan istekli olduğunda istem dışı bacak bacak üzerine atar. Seksi yönünüzü göstermek için ya da dikkati bacağınıza çekmek için bacak bacak üstüne atıyorsanız bu ondan çok etkilendiğinizi gösterir. Bu hareketi yapmayı bırakmazsanız yine bu hareket istemdışı olarak karşınızdaki erkeğe onu ne kadar istediğiniz gösterir. Muhtemelen ona bu kadar güç vermek istemezsiniz. Eğer onu ne kadar istediğinizi anlarsa bütün ipler onun eline geçmiş olur ve bunu istemezsiniz. Onunla ilgili birşey kıvranmanıza neden oluyorsa kalkın, yürüyüş yapın veya evinize gidip soğuk bir duş alın.
Saçınızı kıvırmak
Saçınızla oynamanız heyecanlı olduğunuz göstergesidir. Kendinizi bu hareketi yaparken buluyorsanız kendinize bir dakika verin ve neden bu kadar heyecanlandığınızı düşünün. Çok yakışıklı olduğu için mi? Çok zeki olduğu için mi? yoksa onun yatakta nasıl olduğunu düşünmekten kendinizi alıkoyamıyor musunuz? Bütün bu sorularınızı sonraya bırakın.
Saçlarınızı kıvırmanız aynı zamanda eğlenceli bir harekettir. Uzun saçlı bayanlar saçlarıyla oynarlar. Saçlar seksidir ve erkeklerin ilgisini çeker. Ama bazı erkekler saçlarıyla oynayan bayanlardan etkilenmezler. Bunun seksi olmadığını ve onların saçlarıyla oynamalarından hoşlanmadıklarını düşünürler.
Dudak yalamak
Bu tamamen psikolojiktir. Eğer bir erkeğin yanında dudaklarınız yalıyorsanız bu ondan çok etkilendiğinizi gösterir. Dudak yalamak karşınızdakine ilgi duyduğunuzu gösterir. Doğru şekilde yapılırsa bu çok seksi ve aleni bir vücut dilidir. Bahsettiğimiz diliniz yardımıyla yavaş ve ihtiraslı bir şekilde dudaklarınız yalamanız. Bu hareketi bir uyarıyı göz önünde bulundurarak yapın. Flört ettiğiniz kişi bu hareketi yaptığınızda onunla yatmak istediğinizi düşünecektir. Belki de bunu yapacaksınız. O zaman bu iki tarafın da birbiri ile ilgilendiğini gösterir.
Genişleyen burun delikleri
Vücut dilleri içindeki hareketlerin annesidir. Seksüel isteğin reddedilemez bir sinyalidir. Eğer konuştuğunuz erkeğin burun delikleri genişliyorsa bu sizi istediğini gösterir. Aynı şey tersi için de geçerlidir.
Kaynak:ivillage.mynet.com
50 erkeğe sorduk; neler bir kadından soğumalarına neden olur; neler bir kadını onların gözünde itici yapar? İşte sonuçlar
Bazen kendimizi tutamıyoruz, ağzımızdan çıkıveriyor, bazen bunun bir erkeğe itici gelebileceği aklımızdan bile geçmiyor, bazen de inadına yapıyoruz. Ve sonuç olarak, erkekleri gıcık etmeyi başarıyoruz. Aşağıdaki maddelerden en azından birkaç tanesi kesin size de uyuyor. Ama ne yapalım, belki biraz da bunlar bizi kadın yapıyor. Yeter ki abartmayalım, erkeklerin kabusu olmayalım.
Dış görünüşBir kere şunu söylemek gerek; erkekleri kadınlardan soğutan nedenler, fiziksel özellikleirnden çok kişiliğimizle ilgili. Yani biraz daha bakımlı olsak yeter!
Kıllar, erkek vücuduna ait olmalı. Özellikle bıyık, favori, ayak parmaklarının üzerindeki ve beldeki kıllara dikkat! Erkekler bu konuda çok kıl! Tamam, her daim topuklu giymenizi beklemiyorlar ama en azından ayakkabılarınız temiz ve bakımlı olmalı. Ve açık ayakkabı giyiyorsanız mutlaka tırnaklarımız ojeli olmalı. Bu arada, yürümeyi başaramıyorsanız, topuklu da giymeyin. Farkında olmadan Notre Dameın kamburuna dönüşmeyin; lütfen daima dik oturun. Tanda veya g-string çok rahat olmayabilir ama bari benekli külotunuzun kotunuzun arkasından gözükmesine engel olun. Dekolte giyecekseniz, onu taşımayı bilin. Giydikten sonra onu çekiştirip durmayın. Şeffaf sutyen askıları kurtarıcı değil; tam tersine, çok çok itici erkeklerin gözünde.
Davranışlara çeki düzen Can çıkar, huy çıkmaz derler; ama biraz gayretle, en azından belki törpülersiniz onları sinir eden yönlerinizi.
Kız arkadaşınızla bir araya geldiğinizde fısıldaşmadan durmayı deneyin. Erkeklerin, duyguları halkında konuşmaktan nefret ettiğini lütfen öğrenin artık. Şoförlük 1000 yıl geçse de erkeklerin gözünde erkekler mahsus olacak. O yüzden onların şoförlüğünü eleştirmekten vazgeçin. Kıskançlık, sizi kendine güvensiz göstermekten başka işe yaramıyor. İlgi duyduğunuz erkeğin yanında rahat olmak isteseniz de çizgiydi aşmayın, sarhoş olmayın. Erkeklerin gözünde trip = şımarıklık. Şımarık bir çocuk gibi gözükmek istediğinize emin misiniz?
Erkeklerin favori cümleleriHaydi bu cümleleri bir kere olsun söylemedim demeyin. Galiba bu cümleler, tüm kadınların fabrika ayarlarında otomatik olarak yükleniyor. Benimle niye ilgilenmiyordun? Bunaltmayın. Ne düşünüyordun? Cevabı olmayan sorular sormayın. Bu ne demek şimdi? Her hareketinden derin anlamlar çıkarmayın. Sence kilo almış mıyım? Ona tartı muamelesi yapmayın. Hmmm karar veremiyorum. Sence? Kararsızlık abidesi olduğunuzu ona her fırsatta göstermeyin. Bana anlatabilirisin. Psikologluk mesleğini psikologlara bırakın.
ZirvedekilerVe işte en çok oy alanlar
Dır dır dır dır Fark etmiyorlar sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Uçları çıkmış, bozulmuş ojelere neredeyse hemen hepsi deli oluyor. Bebek gibi konuşmayı bebeklik yıllarınızda bırakmalıydınız. Şirinlik muskası halleriniz, sadece ve sadece tüylerini diken diken ediyor. Küfürlü, Lan lı konuşmalar da sizi bir o kadar itici yapıyor. Futbolu seviyor olabilirsiniz. Ama ahkam kesmeyin, teknik direktörlüğü erkeklere bırakın. Diğer kadınları aşağılamaya bayılıyoruz. Diyelim bundan vazgeçemiyoruz; bari erkeklerin yanında değil, kız arkadaşlarımızla yapalım.
Ve işte sürprizlerBunların, erkeklerin soğuma nedenleri olduğu kimin aklına gelirdi?
Dudaklarımızı öpülesi gösteriyor sandığımız parlatıcılar, tam tersine onlara yapış yapış geliyor. Onların gözünde yaratmaya çalıştığımız, ben diğer kadınlardan farklıyım etkisi, sadece tepki doğuruyor. Komik olmak için yaptığız kıro taklitleri veya şiveli konuşmalar, biz farkında olmasak da ortamı ısıtmıyor, aksine buz gibi soğutuyor.
En büyük sürprizBizim en büyük kabuslarımızdan olan, kurtulmak için paralar harcadığımız, kocakarı ilaçlarından tutun, en teknolojik aletlere kadar her yolu denediğimiz biricik selülitlerimiz, 50 erkekten sadece birinin aklına geldi. Demek ki neleri kafamıza takmamız gerektiğini bir kere daha düşünmenin tam zamanı!
Kadınlıkla ilgili, şehir efsanesi haline gelen ve yanlış bilinen o kadar çok şey var ki İşte bazıları:
Kadınlar cinsellikte en üst noktaya 30 unda ulaşırYanlış! Kadınların vücutları ile artan uyumları ve sekste kendilerine olan güvenleri 30 yaşından sonra artmaya devam eder. Bir kadının orgazm kapasitesi yaşla birlikte azalmaz.
Regl dönemine yakın günlerde hamile kalınmazYanlış! Aslında regl döneminde hamile kalmak çok olası değildir. Ancak tamamen imkansız da değildir. Bu açıdan, takvim yöntemi yerine sürekli koruma sağlayan metotları kullanmak en iyisidir.
Gebelikte birkaç tane sigaranın zararı olmayabilirYanlış! Gebelikte içilen sigara bebeğe zararlıdır. Günlük içilen sigara sayısı arttıkça sigaraya bağlı, düşük doğum tartılı bebek gibi normal dışı durumların ortaya çıkma riski artar. Bu yüzden gebe kalmayı planladığınız andan itibaren ya da en geç gebe kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren sigarayı bırakın.
Ara sıra regl düzensizlikleri yaşamak normaldirYanlış! Regl düzensizlikleri, ilk regl görülmeye başlanan dönemlerde görülebilir. Ancak ileriki yıllarda tekrarlayan düzensizlikler ve aşırı kanamalar için mutlaka doktora gidilmesi gerekir.
Doğum kontrol hapları yalnızca gebelikten korunma amaçlı kullanılırYanlış! Bazı yeni nesil doğum kontrol haplarının gebeliği önlemenin yanı sıra sivilce, akne ve aşırı yağlanma sorunları ile adet öncesi sendromun hafifletilmesine de faydası vardır. Anti- androjenik etkili doğum kontrol haplarının tüylenme sorununu hafifletici etkileri vardır.
Geri çekilme bir doğum kontrol yöntemidirYanlış! Geri çekilme yöntemi, geri kalmış ülkelerde sık kullanılmakla birlikte tüm doğum kontrol yöntemleri arasında istenmeyen gebelik riski en yüksek olanıdır ve aslında tam anlamıyla bir doğum kontrol yöntemi de değildir. Boşalma anından önce cinsel ilişki sırasında salgılanan sıvı içinde sperm bulunması riski oldukça yüksektir. Gelişmemiş ülkelerde istenmeyen gebelik ve doğumların çok daha yüksek olmasının temel nedeni budur.
Regl öncesi sendrom kadınların kaçınılmaz kaderidirYanlış! Regl döneminde belin ve sırtın alt kısımlarında hissedilen ağrıdan da kötüsü, hiç şüphesiz tüm dünyaya karşı sinirli hissetmek ve sebepsiz ağlama krizleri yaşamaktır. Bu rahatsızlıkları azaltmak için alınabilecek birçok önlem var. Şikayetler hafifse, bazı egzersizler bunları hafifletmek için yardımcı olabilir ancak fiziksel ve psikolojik şikayetler hayatın akışını ve ilişkileri olumsuz etkiliyorsa doktorunuzun bu konuda önerebileceği pek çok yöntem bulunmaktadır.
Doğum kontrol hapları kilo artışına sebep olurYanlış! Yeni nesil doğum kontrol hapları, vücutta su tutulmasına sebep olmadığı için herhangi bir kilo artışı da yapmamaktadır. Hatta vücuttaki şişkinliğin atılmasına yardımcı bile olabilmektedir. Tıptaki son gelişmelerin biz kadınlardan yana ilerlemesi gerçekten sevindiricidir.
Tüm erkekler güzel şeyler duymak ister özelliklede kadınlardan. Ama işler bazen istediğimiz gibi olmayabilir.
Bizde bütün erkeklerin duymak istemeyeceği 15 şeyi araştırdık ve bulduk! Bu yazıyı ne duymak ne de bir daha okumak isteyeceksiniz!
1- “Bu gece olmaz”
Kadınların erkeklere vereceği en büyük cezalardan biri cinsellikle alakalı olanıdır. Bir erkeğin duymak istemeyeceği en temel cümlelerden biri budur. Özelliklede tekrarlanan bir seri halinde her gece oluyorsa.
2- “Konuşmamız gerek”
Kadınlardan bu cümleyi herhangi bir ülkede herhangi bir dilde duyarsanız duyun anlamı aynı olacaktır. Bela geliyorum diye bağırıyordur.
3- “Bende bir değişiklik farkettin mi?”
Unutmayın kadınlar detaycıdır. Sizinde bazen bu küçük detayları görmeniz gereklidir. Kadınların yaptıkları değişiklikleri ne kadar erken farkederseniz o kadar iyi olur.
4- “Onunla birlikte oldun mu?”
Bu soru geldiği zaman anlayın ki onu aldattınız ve büyük bir kavga geliyorum diyor.
5- “Biraz erkek ol”
Zaten erkek değil miyim? sorusunu kendinize asla sormayın. Olumsuz bir durum karşısında bekleneni veremediğiniz zaman bu karşılığı alabilirsiniz. Bu lafı duymak istemezsiniz.
6- “Üzgünüz ama kartınızın bakiyesi yeterli değil”
Tam fotoğraflık bir kare. Özellikle de sevgiliniz yanınızdaysa en az birkere denemenizi tavsiye ediyoruz.
7- “Hamileyim”
Hoppala, şimdi nereden çıktı bu diyenler ve daha fazlasını söyleyecek birçok erkek dünya üzerinde bulunuyor.
8- “Bugün annemlere mi gitsek?”
Kaynana gelin gerginliğinin benzerini erkeklerde yaşıyor. Anneme gidelim diyen bir kadın çoğu erkeği ürkütebilir.
9- “Ehliyet-ruhsat lütfen”
Trafik cezaları bu kadar pahalıyken hele haftasonunda bir gece vakti bu soruyla karşılaşmışsanız yandınız demektir. İçkili araba kullanmanın cezasını sonuna kadar çekmeye hazrılanın.
10- Bir alışveriş merkezinde otomobilinizin plakasının anons edilmesi
Genelde bu tip anonslar sık sık başınıza gelmesede bu bir yemek yeme anında veya sinemaya yetişmeye çalıştığınızda başınıza gelirse kötü olur. Anonstan otomobilinizin plakası okunurken yanlış yere park ettiğiniz aklınıza gelecek.
11- Uyurken başka bir erkeğin adını sayıklaması “Salih, Salih”
Her insan uykusunda konuşabilir. Eğer kızarkadaşınız aralıksız bir şekilde size kabuslar geçirtecek kadar başka bir erkeğin adını sayıklıyorsa bu durum kötüye işaret demektir.
12- “Hayatım ben kilo mu aldım?”
Evet çoktan seçmeli yerine çoktan hileli bir soruyla karşı karşıyasınız. Bu soruya tüm erkeklerin hazırlıklı olmasında yarar vardır çünkü vereceğiniz evet ya da hayır yeterli olmayacaktır. Açıklamalarınıda hazırlamanız gerekli.
13- “Ne zaman çocuk yapacağız?”
Kadınların evlendikten sonra çocuk doğurma isteklerinin kabardığını kimseye anlatmanın herhalde bir lüzumu yoktur. Çocuk seven bir erkek veya baba olmaya aday bir kişi olabilirsiniz ama bu soru kesinlikle tüylerinizi diken diken edecektir.
14- “O masa rezerve”
Kalabalık bir grupla veya sırf kızarkadaşınızla gittiğiniz bir mekanı düşünün. Heryer dolu bir boş masa görüyorsunuz ve koştura koştura oraya gidiyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki garson başınızda ve o cümleleri söylüyor.
15- “Düşünüyorum da”
Kadınları çözemeyen erkeklerin bu cümle karşısında afalladıkları kesin. Ucu açık bir cümle olan “düşünüyorum da” kadınların o an sizin pek hoşlanmayacağınız birşeyden bahsedeceğine dair en iyi işaretlerden biri.
Aşk bağımlılığı tedavi edilmeli midir? Bunun için neler yapılmalıdır?
Acıbadem Maslak Hastanesi Psikiyatri Kliniğinden Doç. Dr. Kültegin Ögel, aşk bağımlılığının tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu söyleyerek, “Bağımlılıktan kurtulmak için kişinin ilişkiyi sonuna kadar yaşaması gerekiyor” dedi.
Doç. Dr. Ögel, “14 Şubat Sevgililer Günü”nün yaklaşması dolayısıyla yaptığı açıklamada, normal aşk ile aşk bağımlılığı arasında bulunan farka işaret ederek, aşk bağımlılığının, yaş, cinsiyet, statü farkı demeden hem erkekleri hem kadınları tutsak haline getirdiğini söyledi.
Normal aşkın ötesine geçen aşk bağımlılarının, aşık olduğu kişiye odaklandığı için bir süre sonra iş yapamaz, sosyal çevresiyle uyumsuzluk yaşayan, kendi benliğini ve kişiliğini yok sayan hale geldiğini anlatan Ögel, aşka bağımlı olanları, normal aşktan ve sevmekten ayıran farklılığı şöyle anlattı.
“Aşk bağımlılığında tek kişilik bir ilişki vardır. Kişi kendisini yok farz eder, sadece karşısındaki kişi vardır. Normal aşktan farkı, bağımlılık nedeniyle kişinin günlük yaşamının bozulması, sorumlulukların yerine getirilememesi, işten ayrılma, intihar girişimi gibi yaklaşımlarda bulunmasıdır. Oysa, normalde sevmek çok daha farklı bir durum. Birini sevdiğiniz zaman ilişkide hem siz hem sevdiğiniz vardır.”
Aşk bağımlılığında toplumsal yapıya göre farklı tutumların da ortaya çıktığına dikkati çeken Ögel, “Kişinin düşük sosyoekonomik düzeyde olması, aşkının da platonik düzeyde kalmasına yol açıyor. Yüksek sosyoekonomik konumda ise aşka, daha derin anlamlar yüklenebiliyor” dedi.
Aşk bağımlılığının bir neden değil, bir sonuç olduğuna değinen Ögel, “Aşk bağımlılığının altında başka sorunlar yatıyor. Kişi ağır depresyon yaşayabiliyor, ayrılık kaygısı yaşayan, bağlanma sorunları olan kişilerde çok görülüyor. Kaygı bozuklukları, yalnız kalamama, adlandırılamayan sürekli huzursuzluklar çıkabiliyor” görüşünü dile getirdi.
AŞK BAĞIMLISI, SEVDİĞİNİN YÜZÜNÜ BİLE HATIRLAYAMIYOR
Bağımlının bilmesi gereken şeyin, karşısındakini, kendisinin yarattığı gerçek olduğuna vurgu yapan Ögel, şunları kaydetti.
“Birçok aşk bağımlısı, ‘Bağımlı olduğunuz kişinin yüzünü hatırlayın’ dediğimizde hiç hatırlayamaz, bazıları da hatırlamakta zorluk çeker ama günlük yaşamına baktığınızda onsuz duramıyordur, sürekli düşünüp uyuyamıyordur. Oysa karşısındakini aşırı değer vererek yüceltmesinin nedeni kendisidir. Olmasını istediğimiz birçok özelliği karşımızdakine veriyoruz. Bu narsistik bir durum. ‘Ben karşımdakini kendim için yaratırım, aslında ben varım’ diyoruz.”
Aşk bağımlılığının, kadınlarda ve erkeklerde farklı seyrettiğini de ifade eden Ögel, bu erkeklerin, karşısındakine büyük bir aşk duyduğunu, kendini yok etmeye hazır olduğunu söylemekte zorluk çektiğini ve aşırı kıskançlıklar sergilediğini kaydetti.
Doç. Dr. Kültegin Ögel, üç tip aşk bağımlısı erkeğin var olduğunu, birinci grubun tek kişiye bağımlılık yaşarken, ikinci grubun eş değiştirdiğini, ancak her değiştirdiğinde bunu bağımlılık düzeyinde yaşadığını, üçüncü gruptakilerin ise dönemsel aşk bağımlıları denilen ve belli dönemlerde bunu bağımlılık olarak yaşayan kişiler olduğunu anlattı.
Aşk bağımlısı kadınların ise duygularını olduğu gibi gösterdiklerini kaydeden Ögel, “Kadınlar da aşk bağımlısı olduklarında erkekler gibi, aşkı şiddetli bir şekilde yaşayıp karşısındakini öldürebiliyor. Ancak kadınları tedavi etmek erkeklere göre daha kolay. Erkekler, sorunu kabullenmediklerinden daha zor tedavi edilebiliyor. Bağımlılıktan kurtulmak için kişinin ilişkiyi sonuna kadar yaşaması gerekiyor. Zararını da yararını da görmesi, kendisine değişebilmek için bir fırsat vermesi anlamına da gelebiliyor” bilgisini verdi.
Kaynak:Leyditurk.com