Küçük oğluma hamileyken jinekoloğum HIV tarama testi isteyip istemediğimi sordu. Bir an duraksadım.
Büyük oğluma hamileyken sağlık sigortaları böyle bir hizmet sunuyordu da benim haberim mi yoktu acaba. Doktor yardımcısı Bayan Ercan AIDS testi yaptırmak istermisiniz, diye tekrar soruyor. ö82Tabii tabi isterim. dedim büyük bir hevesle.
Aman hiçbir testten eksik kalmayayım. Bebeğim sapasağlam doğsun. Kan aldılar. Test sonucunu bir sonraki rutin kontrollerimde öğreneceğim. Ayyy Devrim bu, hiç sabredebilir mi? Sakin sakin o iki haftanın geçmesini bekleyebilir mi? Herşeyin en kötüsünü hesaplar hep felaket senaryoları yazarım. Nerden bulaşmışsa artık annemin genleri mi yoksa babamın genleri mi? bilemiyorum.
İki haftayı zar zor geçiriyorum. Rutin kontrolümden sonra heyacanla doktoruma soruyorum: AIDS testinin sonucu nasıl çıktı? diye. Doktorum: AAA sizin AİDS siniz mi var? diyor şakayla karışık. Sararıyorum aman tanrım nasıl yani diye geçiriyorum içimden. Endişelendiğimi gören doktorum, panik yapmayın lütfen sadece takıldım size, sonuç negatif, diyor.
Birkaç yıl önce Alman Sağlık Bakanlığı nın bir projesi çerçevesinde ö82Cinsel sağlık ve AİDS başlıklı bir internet sitesini ve de broşürleri türkçeleştirdim. Özellikle HİV virüsü taşıyan hamile kadınlar ve onların durumu beni derinden etkilemişti. Ben de anneydim ve ilk bebeğime hamileyken böyle bir testten geçmemiştim. AİDS olabilirdim. AİDS olduğumu bilmeden oğlumu dünyaya getirip onun da aids olmasına neden olabilirdim. Her şey insanlar için. Olabilecek şeyler bunlar. Ben şanslıydım olmadık. Ama olanlar var.
HIV virüsü taşıyan bir anne adayı eğer hiçbir şekilde önlem almazsa, işte o zaman risk çok büyük. Çocuğun virüslü bir şekilde dünyaya gelme olasılığı %14 ile %20 arasında.
Fakat vaktinde testi yapılmış tespit edilmiş anne adaylarının gereken önlemleri almaları kaydı ile bebeklerini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirme şansları hayli yüksek. Virüs taşıyıcısı anne adayı özel klinikte takibini yaptırır, doktorunun verdiği ilaçları kullanır, sezaryan ile bebeğini dünyaya getirir ve bebeğini emzirmezse, bebeğin aids olma olasılığı %2 lere düşüyor.
Ben AİDSli kadınların da hamile kaldıkları ve bebeği dünyaya getirmek istedikleri takdirde, bebeklerin sıkı kontröl dahilinde dünyaya gelmelerinden yanayım. AİDS virüsü taşıyan ve çocuk sahibi bir anne ile olan diyaloğu aktarıyorum size. Kimsenin bu duruma gelmemesi dileklerimle.
| KONUK YAZAR Devrim Ercan-Bozay |
HİV virüsü taşıyan ANNE:
ö84Çevremde eğer bir kez daha hamile kalırsan ne olur? sorusuyla karşılaştım. ö84Bir çocuk daha istermisin sorusuna yanıtım, ö84Evet çok isterim oluyor.HIV ve annelik kesinlikle birbiriyle çelişen durumlar değil. Ben tam tersini düşünüyorum. Bu konudaki düşüncem de çok keskin. Çocuklarımla geçirdiğim zamanın başka bir tadı var. Birbirimize daha fazla zaman ayırıyoruz. Bu zamanı da daha derin ve farklı yaşıyoruz. Çocuk sahibi olmak bambaşka bir duygu. İnsana yaşama sevinci veriyor.Çocuklardan alınan hayat enerjisini, gücü ve sevgiyi hiçbirşeyle karşılaştırmak mümkün değil. Bunu size başka kimse veremez.
öa9 Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
* Yazarımıza mail atmak için tıklayınız.
Başımıza gelmemiş olsa bile çevremizden mutlaka kulağımıza çalınmıştır; komşumuzun, arkadaşımızın ve hatta kardeşimizin kocasının hayatındaki ÖTEKİ KADINLAR!!!
Toplum, aile, ahlaki değerler adı artık her neyse red etsede bu tür ilişkileri, yaşamları maalesef tanık olur ya da duyarız.
Başkasına ait bir erkek, bir çocuğa ait baba hangi sebeple paylaşılmaya cürred edilir. Aşk mı? Tutku mu? Sevgi mi? Hangi sebeptir ki, sizi toplumdan, ailenizden, değer yargılarınızdan soyutlasın ve sizi bir erkeğin gizlediği, meşrulaştırmadığı utanç gibi yaşamasına izin versin!
Hangi şartlardır ki, tanrının annelik gibi bir lütufla şereflendirdiği kadını basiretsiz ve onursuz bir hale getirsin. Kadın olarak düşündüğüm zaman içimi hem büyük bir öfke hem de bir hüzün kaplıyor. Çünkü toplumda bizler, ÖTEKİ KADINLARI eleştirirken onun kadar suçlu olan erkeği her nedense temize çekmek için bir sürü bahaneler buluruz. Öyle ya dişi kuyruk sallamazsa erkek dönüp bakamaz değil mi? Ya da o erkektir yapar…
Peki onun yapması neden bu kadar meşrudur? Namus bacak arasında ise erkekte aynı namusu taşımıyor mu? Dürüst, doğru, güvenilir olmak için; birini aldatmamak, yalan söylememek gerekiyorsa neden, en kutsal birlikteliğe, ailene-eşine -babalığına, çocuğuna yalan söyler, ihanet eder insan? Bunun adı aşktır ya da o anda bulunan başka bir sebep.
Zaten hep bir bahanesi vardır erkeğin aldatmak için; ya sevgi kalmamıştır (bu da saygısızlığa sebep mi tartışılır) ya karım eskisi kadar kendine bakmıyor. Bazen karısının annesidir problem:) hatta kimi zaman çocuktur sorun (çocuklara ayırdığın zaman kadar bana zaman ayırsaydın…). Bu sebepler uzar, o anki ortama göre amaç kendini haklı çıkarmak belkide vicdanını rahatlatmaktır. Ama hiç düşünmez, en son ne zaman karısına sevdiğini söylemiş, ona şık görünmek için rejim yapmış mıdır acaba?:) Bunları sormaz kendine yalnızca ister ve bekler…
Ve gelelim ÖTEKİ KADINLAR a bu tür erkekler cesur olsalar, aşk diye tabir ettikleri bu ilşkilerine ve ortakları olan bu kadınlara meşru yaşama hakkı tanıyarak sahip çıkmazlar mıydı? Saygı duysalar, gizlediği ve toplumun ötelediği sınıfta yaşamaya mecbur ve devam etmezlerdi. Sonuçta sınıfı ne olursa olsun sömürülen hep kadın
.
Aslında düşünüyorumda ÖTEKİ KADINLAR, her zaman yuva yıkan , üvey anne adayı olan insanlar olmayabiliyor . İlişkilerinde birlikte oldukları erkeği zor duruma sokmamak için bu erkeği ve evliliğini tek başına sırtlanıyorlar.
Erkeğin dinlendiği gizli bir liman olmak adına kendi hayatılarından ödün veriyorlar. Erkek sözde onda bulduğu huzurdan sonra deşarj olmuş olarak, reel hayatına, eşine ve yuvasına sevecen bir aile babası olarak geri dönüyor. Mutlu olmak adına bir kadının hayatıda bu şekilde sömürülüyor işte. Evinde belki de, ne sevigilisi var aklında karısının gözlerine bakarken ne de o limanı:). Nasıl olsa yaşadığı bu yasak ilşkiyi deşifre etmemek için o kadın kendinden daha dikkatli olmalı! Erkek yırtar bir şekilde çıkar işin içinden:).
![]() |
| Dilek YAKA |
Bu hasas davaranışta da beyfendi tercih yapmak zorunda kalmayacak iki hayat iki kadına arasında:). Tabi ki işler her zaman yolunda gitmez, bazen dişli , bencil bir ÖTEKİ KADIN erkekeğin tüm planlarını alt üst eder hayatı ve mahvettiği diğer hayatlar gibi…
Sözün özü biz kadınlar anne, eş, çalışan kadın olarak hayatı omuzlamışken birde erkeğin lüks arzuları ve nefsinin şımarıklığı için hayatımızı ÖTEKİ KADIN sıfatıyla bu insanlara meze etmemeliyiz. Kadın olmaya ve verilen asilliğe gölge düşürmeden onurun insan yaşamında kaybedildiği zaman kazanılması imaknsız tek varlığı olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız…
* Dilek YAKA
öa9 Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
Yazarımıza mail atmak için tıklayınız.,
Gönül, her ne kadar bir kız ismi olsa da taşıdığı anlam kızlarda hayat bulduğu için onlara yakışmaktadır. Şarkılarda, şiirlerde en duygusal haliyle yer alır, satırlarda, mısralarda…Hep gönlümüz dolu olsun isteriz, boş kalması sanki hiç olmaması gerekirmiş gibi. Buradaki gönlün dolu ya da boş olması hep karşı cinsle ilişkilendirilir. Gönül, o kadar geniş bir yerdirki, orada herkese yer bulunur.
İçini Allah aşkı, insan aşkı, çevre aşkı, çocuk aşkı vs vs doldurabilirsiniz. Bir o kadar da dardır ki içinde kimseye yer yoktur. Bu ise biraz rahatsızlık durumudur. İnsanlar yaşadıklarıyla var olurlar. Yaşanmış her şey kişide bir iz, bir olgunluk yaratır. Hergün bir şeyler öğrenilir. Her yeni sabah öğrenme için zemin hazırlar. Hayatta hergün güzel şeyler yaşanmaz ki… O zaman nereden bilirdik güzel günlerin kıymetini. Zaten onlarda GÜZEL olarak nitelendirilmezdi. Bilemezdik neye güzel diyebileceğimizi. Yaşadığımız hergün birbirimizle etkileşerek geçer. Gün içinde öyle durumlar yaşarızki karşımıza biri çıkmasın diyebiliriz.
Öfkemize hakim olamamaktan korkarız. Soluğumuz sıklaşmış, kan damarlarımız ortaya çıkmış, gözlerimiz yerinden çıkacak gibi bakış fırlatıyoruzdur. El, kol hareketlerimiz de bunlara eşlik eder. Belki sesimizin ton ayarı da kaçmıştır. Dişlerimizi sıkıp belli etmemeye çalışıyorda olabiliriz. Bazılarımız bedensel tepkilerini gün içinde kendine saklamayı başarıyor olarak görünüp, uykuda kendilerini anlatıyor olabilirler. Kabus dolu rüyalar, diş gıcırdatmalar, bir türlü uykuya geçemeyenler… Neden biz böyleyiz?
Hep sorunlarımızı kendimize mi saklamalıyız? Kendimizi ifade edersek ne olur? Sorunlarım herkesi sevindirir diye mi düşünüyoruz? Onlarda belki bizden daha çok sorun var. Düşünce yapımızı değiştirmeli, kendimizi anlatabilmeliyiz. Kendimizi, derdimizi anlatırken ağlayabiliriz de… Ağlamak, tamamen insani bir özellik olup, duygularımızın nasırlaşmadığını gösterir. Ağlayamayan kişilerde ise, mutlaka psikolojik durumlar, değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Günümüzde herkes kendini başkalarından bir adım önde görmek istiyor. Çocuklara da bu şekilde hissettiriliyor. Sosyal alanlar yaratılmaya çalışılıyor. Proje çocuklar ailelerin geçmişte şu nedenle ya da bu nedenle yapamadıklarını var güçleri ile yapmaya çalışıyorlar. Anneleri- babaları mutlu olsun diye. Ebeveynlerde çevrelerine çocuklarını gururla takdim ediyorlar. Çünkü kendileri de çocukları üzerinden bir adım önde oluyorlar. Öyle hissediyorlar, kendilerini… Çocuklarına tren alırlar, kendileri oynarlar. Geçmişte alınamayan oyuncaklar, yapılamayan etkinlikler ebeveynlerin tatmin duygularına hitap etmekte ve doygunluk yaşamaktadırlar.
Çocuklarımız çeşitli etkinlikleri yaparken biz kendimizi tatmin ediyoruz da onun gönlünü açabiliyor muyuz? Onu ne kadar dinleyebiliyoruz? Dinlediklerimizden bir sonuca ulaşıp, çocuğumuz için ne yapabiliyoruz? Yoksa yalancı baharı hayatımız boyunca yaşayacak mıyız?
Çocukları dinlemek, ona yeteri kadar zaman ayırmak çok önemli. Biz kendi işimizi yaparken biraz kulağımızın onda olmasını yeterli görüyorsak, olmaz. Çocuğumuz yalnızca onu dinlediğimizi ve kendisinin önemli olduğunu hissetmeli.
| Öznur Simav |
Yoksa seni seviyorum la sevdiğimizi gösteremeyiz. Kişiler birbirini dinlerken etkin dinleme yapmalıdır. Karşımızdaki kişinin gözünün içine bakmalı ve beden dili ile bunu belirtmeliyiz. Çocuğumuz için de aynı durum geçerlidir, yetişkinler dikkat eder, çocuk nasılsa konuşur, anlatır, özel olarak dikkat etmeme gerek yok, ben işimi de yaparım, onu da dinlerim diyemeyiz. Onların küçücük, ama büyük gönüllerinden nelerin geçtiğini dinleyip, anlamamız ve bize yüreklerini açmaları için ortam yaratmalıyız.
*Öznur Simav
Pedagog- aile ve iletişim danışmanı
öa9 Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
Teknoloji ilerledikçe kibrit eski değerini de işlevselliğini de kaybediyor.
Kibritçi kız bile ben bu ticari kafayı değiştirmeliyim deyip su satmaya başlamış. Simitti, mendildi derken en son etik metik dinlemeyip çakmak işine girmiş diye duydum… Oysa ki bizim zamanımızda kibrit, sadece basit bir tutuşturucunun ötesindeydi.
Kibrit, çocukluğumuzun yasaklı listesinde tepede dururdu. Perdeyi tutuşturan çocuk hiköe2yelerinin yardımcı oyuncusuydu. Sırf diğer çocukların yanında itibar kaybına uğramamak için kibrit kutusu ile ilgili birçok oyunu öğrenmek zorunda kalmışızdır. Kısa çöpü çekenin başına nahoş hallerin geldiği piyangolar, boş kibrit kutularını birbirine ekleyerek yapılan trenler, maket gemiler, on kibrit çöpünden müstakil ev, sadece tek kibrit çöpünü oynatarak bu kareden üç üçgen yap bakalım temalı bilmeceler vardı. Ha bir de, kibrit kutusu üzerindeki o efsanevi vasati kırk çöp yazısı. Çoğumuz vasati kelimesini anlamını bilmeksizin kelime hazinesine katmış, anlamını öğrendiğindeyse psikopata bağlayıp kutudaki kibritleri tek tek sayma hırsına kapılmıştır… Neyse, kibritle duygusal bağ kurmadan anıları bir kenara bırakıp analizlere bakalım.
Efem, kibrit çöpleri insanlar gibidir. Dikkat ediniz her zaman en üstteki kibrit çöpleri ilk önce yanar. Bazı kibrit çöpleri vardır bir amaç için yanarlar; kimi bir sigara yakar, kimi bir ocak, kimi boş yere yanıp tükenir hiçbir işe yaramadan. Kimi ise bir ormanı, bir evi ocağı yakar kül eder kendisiyle birlikte…
Kibrit kutusunu açıp baktığımızda hepsi aynı gibi gözükse de birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır. Bazıları yanamayacak kadar incedir; yakarken kırılacak zannedersiniz ama en iyi onlar yanar. Bazıları ise epeyce kalındır; zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız fıs diye bir ses çıkarır kendisini bile yakamaz…
Kimileri eğri büğrüdür ama yine de bir kibrit çöpünden bekleneni eksiksiz yerine getirir.
Kimi insanlar vardır bir lambanın fitilini yakarlar, kendileri yanıp bitse de ışığı kalır… Bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder; tüm kibrit çöpleri aynı yöne bakarken onlar tam tersine bakar kutuda. Kutu açıldığındaysa ilk önce onlar göze çarpar ve herkesten önce yanarlar…
| Halime Gürbüz |
Bazı kibrit çöplerinin ucunda kimyasal maddesi yoktur. Ne yaparsa yapsınlar yanamazlar; öylesine yaşar giderler… Bazı kibrit çöpleri ise birbirine yapışmıştır; kafadar insanlar gibi. Aynı yola baş koyanlar misali biri yanınca diğeri de yanar… Ama en tehlikelileri, kendiyle birlikte kutuyu da yakan kibrit çöpleridir. İçinde bulundukları toplumu çökertirler…
* Halime Gürbüz
öa9 Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
Anne sütü verilmesi gereken ilk bir yılda bebeğe normal süt vermenin demir eksikliğine yol açtığını belirten uzmanlar, inek sütündeki proteinin anne sütüne göre daha yüksek olduğu için şişmanlığa neden olduğu uyarısında bulunuyor.
Bebekler için en iyi besinin anne sütü olduğu tartışılmayacak bir gerçek. Tüm bebeklerin gerektiği kadar anne sütü içmesi, hem ailelerin hem de çocuk sağlığı ve beslenmesiyle uğraşan uzmanların en büyük hayali.
Anne sütü konusundaki çalışmalarıyla dikkat çeken ve Hayat Boyu Sürecek Sağlığın Temelleri konulu seminere konuşmacı olarak katılmak için Türkiye ye gelen, Iowa Üniversitesi Çocuk Hastanesi Pediatri Profesörü Dr. Ekhard E. Ziegler, ne kadar çabalasa da her annenin bebeğine anne sütü vermesinin mümkün olmadığını söylüyor.
Annelerin yüzde 15 i bebeklerine anne sütü veremiyor diyen Prof. Dr. Ziegler, günümüz mamalarının bebek beslenmesindeki en iyi 2. seçenek olarak görülmesi gerektiğini dile getiriyor.
Demir eksikliğine yol açar
Bebeklere, hayatlarının ilk yılında inek ya da keçi sütü içirilmesini kesinlikle önermeyen Prof. Dr. Ziegler, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor:
1. neden inek sütünde anne sütünün 3-4 katı yüksekliğinde protein bulunmasıdır. Yüksek protein tüketimi ileri yaşlarda şişmanlığa neden olarak böbrekleri yorar.
2. neden inek sütünün sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi çok yüksek oranlı bazı mineraller içermesidir. Bu mineraller inek sütüyle alındığında, vücuttan atılabilmeleri yüksek miktarda su alımını gerektirir. Bunların atılması çok yüksek miktarda su kaybına (dehidratasyon) neden olur ve vücudun su stoğu azalır.
3. neden ise demir eksikliğidir. Buna, inek sütünde demirin yok denecek kadar az olması yol açar. Çok sayıda çalışma, 2 yaşına kadar inek sütü içen çocuklarda ciddi demir eksikliği olduğunu göstermektedir. Beynin gelişimi üzerindeki olumsuz etkisinden dolayı, bu konunun özellikle dikkate alınması gerekmektedir.
B vitamini açısından eksik!
Prof. Dr. Ziegler, ABD deki inek sütlerinin B vitaminiyle güçlendirildiğini, Türkiye de ise böyle olmadığı için ciddi bir B vitamini eksikliğiyle karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunu dile getiriyor. Ziegler, 1982 den önce Amerika da ciddi oranda inek sütü tüketiliyor, bebeklere 3. aylarından itibaren inek sütü veriliyordu. 1982 de Amerikan Pediatri Akademisi nin 1 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır şeklindeki yayını üzerine, Amerika da 1 yaş altında inek sütü tüketimi çok azaldı. Tüketim çok düşük oranlı olarak 10, 11 ve 12. aylardan itibaren başlar oldu diyor.
Türkiye nin süt banyosu yok
PROF. Dr. Ziegler, izin süreleri dolduğu için çalışma hayatına geri dönen annelerin süt miktarlarının azaldığını görmenin, sık karşılaştıkları bir sorun olduğunu söylüyor. Bazı annelerin bebeklerine yetecek sütü yokken, bazı annelerin çok miktarda sütü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ziegler, ihtiyacın üzerinde sütü bulunan annelerin sütlerinin boşa gitmemesi için süt bankalarına bağış yapılmasının önemine değiniyor.
Türkiye de süt bankası bulunmamasının bir eksiklik olduğunu belirten Ziegler, sütü olmayan annelerin anne sütünü katı gıdayla değiştirmemelerini, bebeğin ciddi miktarda anne sütüne ihtiyacı olması durumunda bunun bir mamayla tamamlanmasını öneriyor.
0- 1 yaş arası beslenmenin püf noktaları
Prof. Dr. Ekhard E. Ziegler, İdeal bebek beslenmesi nasıl olmalı? sorusunu, şu sözlerle yanıtlıyor:
Bebekler, hayatlarının ilk 4 ayı muhakkak anne sütü tüketmeli. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu sürenin 6 ay olması gerektiğini söylese de, anneler bebeklerine en az 4 ay sadece anne sütü vermeye çalışmalı. Anne sütü dışında bebeğin ilk olarak tahıl bazlı ek besinlerle tanıştırılması gerekiyor. Bunun ardından ise sebze ve meyve tüketimi öneriliyor. Bebek beslenmesinde son sırayı ise bebeğin yiyebileceği şekilde ezilmiş ya da parçalanmış etin alması gerekli.
Zihin gücünüzü artırmak için birçok yol var.
Oyuna ne dersiniz?
Tabiki video oyunlarından bahsetmiyoruz. Sudoku, bulmaca ve puzzle gibi zeka oyunlarını deneyin.
Uykunuza dikkat!
Eğer zihninizi güçlendirmek istiyorsanız, iyi bir uyku çekmelisiniz. Yeterli miktarda uyku sizin önceliğiniz olsun. Gün içerisinde kısa dinlenmelerde daha etkili çalışmanızı sağlar.
Zekanız için yemek yiyin!
Bedeniniz gibi beyninizde düzgün çalışabilmek için doğru besinlere ihtiyaç duyar. Abur cuburlardan oluşan bir beslenme düzeni konsantrasyonunuzu bozar ve tembelleşmenize neden olur.
Yeni şeyler öğrenmeye açık olun!
Öğrenme işi okuldan mezun olduktan sonra biter diye bir şey yoktur. Zihninizi yeni bilgilerle yormadığınız zaman beyniniz bundan olumsuz yönde etkilenir. Yaşınız ne olursa olsun, yeni bilgiler öğrenmeye açık olun. Mesela yeeni bir dil öğrenin, merak ettiklerinizi araştırın ve bol kitap okuyun.
Yazı yazmak mı?
Öyle bir zamanda yazşıyoruz ki, neredeyse yazmayı unutacağız. Yazdıklarımız, düşüncelerimizi organize etmemize neden olur. Eğer bir problemi çözmekte sorun yaşıyorsanız, hemen elinize kağıt ve kaleminizi alın. Yaşadıklarınızı bir kağıda not aldığınızda, olayı daha geniş bir perspektiften görebilirsiniz. Böylece aklınıza yeni çözümler ve fikirler gelebilir.
Kararında merak iyidir!
Sürekli sorular sorun, karşınızdaki insanlara değil, kendinize. Böylece cevaplar ararken beyin egzerisizi yapmış olacaksınız. Meraklı kaldığınız sürece, zihniniz daha güçlenecek. Yeni sorular sorarak kendinizi sürekli geliştirmiş olacaksınız.
Yediklerinize dikkat!
Zihin güçlendirmek için yaptığınız fiziksel veya mental aktivitelerin dışında yedikleriniz de çok önemlidir. Bilindiği üzere beyin glükoz ve oksijenle çalışır. Meyvelerde bulunan şeker ise kolaylıkla glükoza dönüşebilir. Bu nedenle bol bol meyve yemeye özen gösterin. Bunun yanında, bal, siyah üzüm, ceviz, fındık, fıstık, fesleğen, limon, balık, karabiberin, zencefil, havuç, ananas, avokado, limon ve soğan tüketmeye özen gösterin.
Blake Lively, Tiger Woods ve Ashton Kutcher… Bu ünlülerin ortak noktaları hepsinin seks içerikli mesaj skandalları ile gündeme gelmeleri. Bu mesajlarda genellikle hedeflenen, alıcının tahrik olmasını sağlamak. Bu, diyalog ya da resim içerikli olabilir.
Bu konu yüzünden başı derde giren ünlüler arasında yukarıdakilerin yanı sıra; Sandra Bullock un eski eşi Jesse James, Chris Brown, Ashley Cole, Justin Timberlake, Mila Kunis, Colin Farrel, Rihanna gibi isimler yer alıyor…
Bu tür mesajlaşmalarda yapılması ve yapılmaması gerekenler;
Fantezilerinize değinin!
Sexting de amaç normalde yapmadığınız şeyleri yapıyormuşsunuz gibi göstermek. Sevgiliniz dahil hiç kimseye yüz yüzeyken söyleyemeyeceğiniz şeyleri, mesaj atın. Bunun en güzel yanı hiç birşey yapmadan çılgınca fikirler üretebilmek.
İfadeleri abartmayın!
Ciddi bir şey yazmasanız bile, hedefiniz karşınızdaki ile fantezilerinizi paylaşmak ve onu tahrik etmek. Böyle bir mesajın içinde çok fazla ifade kullanmanız karşı tarafı irrite edebilir ve dikkatini dağıtabilir.
Kısa ve seksi olsun!
Açıklayıcı olmak iyidir fakat gerçekte uzun açıklamalar sevgiliniz tarafından çok itici bulunabilir. Sonuçta bir roman yazmıyorsunuz. Mesajlaşmalar anlık olduğundan siz cevap verene kadar sevgiliniz muhtemelen çoktan uyumuş ya da başka bir şeylerle uğraşmaya başlamış olabilir. Uzun bir mesajdan sonra ise cevap almamanızın olasılığı çok yüksek. Yazdığınız şeylerin çok fazla uzun olmadan onun hayal gücünün de aktif olacağı şekilde olmasına dikkat edilmeli.
Ciddiye almayın!
Sexting tamamiyle fantezilerle oynamak gibi bir şey. Bu nedenle erkek sevgilinizden yazdığınız şeylerin cinsel hayatınızda olması gibi bir beklenti içine girmeyin.
Çıplak resimleri sansürleyin!
Eğer çıplak resim gönderecek kadar cesaretiniz varsa, resimlerinizi başkalarıyla paylaşmayacağından emin olduğunuz birilerine gönderin. Gönderdiğiniz kişinin toplu taşıma araçlarında ya da kalabalık yerlerde olduğunu düşünerek fotoğrafınızı göndermeden önce ipucu verin.
Kanıtı silmeyi unutmayın!
Telefonunuzu küçük yeğeninizin eline aldığını ya da arkadaşınızın fotoğraflarınıza bakmak istediğini düşünün. Karıştırırken arada size gönderilmiş olan bir fotoğrafı gördüğünü hayal edin. Hayali bile hiç hoş değil.
Yıllardan beri kadınların vazgeçilmezi haline gelmiş, her kadını baştan yaratma imköe2nına sahip ve hiç eskimeyecek makyaj trendleri…
Kadınların kendilerini daha güzel hissetmelerini sağlayan en büyük yardımcıları; makyaj malzemeleridir. Doğru uygulandığında sizi olduğunuzdan daha güzel gösteren makyaj, yanlış uygulandığında ise olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çok basit makyaj trendleriyle olduğunuzdan farklı bir görünüm elde ederek güzelliğinize güzellik katabilirsiniz.
Dumanlı gözler
Eğer yüzünüzde ön plana çıkmasını istediğiniz kısım gözlerinizse; gözlerinizde siyah göz kalemi, koyu gri göz farı ve kirpiklerinizi vurgulayacak bir rimel kullanın. Yüzünüzün diğer bölgelerinde ise fazla makyajdan kaçının; yanaklarınızda şeftali tonlarında çok açık allık kullanın ve dudaklarınızda da ten renginize uygun tonlarda bir parlatıcı tercih edin.
Kırmızı dudaklar
Çekici ve iddialı gözükmeyi seviyorsanız şanslısınız çünkü kırmızı dudaklar modası hiç geçmeyecek makyaj trendlerinin başında geliyor. Fakat seksiliği basite indirgememek için kırmızı ruju doğru kullanmak çok önemli. Sadece dudaklarınızdaki kırmızının ön planda olması için; çok hafif tonlarda bir allık ve rimel kullanın.
Doğal görünüm
Bu senenin diğer bir trendi ise makyajlı bir yüzle bile hiç makyajsız gibi görünmek. Bunun için en önemli malzeme ise kendi ten renginize uygun tonlarda fondöteni yüzünüze iyice yedirerek sürmek. Daha sonra fondöteninizin tonuna göre çok açık pembe bir allık seçin. Gözlerde sadece rimelin olacağı bu makyajı dudak renginizde bir rujla tamamlayın.
Romantik bakışlar
Gözlerinize romantik bir anlam katmak istiyorsanız eyeliner kullanın. Ancak eyeliner kullanırken düzgün bir şekilde sürmeye özen gösterin. Gözlerinizdeki eyelinerı pudra tonlarında fondöten ve uçuk pembe bir allıkla tamamlayın. Eğer biraz daha eskilere gitmek isterseniz süreceğiniz bordo veya şarap kırmızısı tonlarında bir ruj ve kırmızı tonlarında bir allıkla makyajınızı tamamlayın.
Parıltılı gözler
Özellikle renkli gözlere sahipseniz parıltılı makyaj malzemeleriyle gözlerinizi daha fazla ön plana çıkarın. Bunun için hemen hemen her renkte simli eyelinerlar ya da simli farlar bulunuyor. Makyajınızı gözünüze uyguladığınız simin rengine uygun hafif bir allık ve rujla sonlandırın.
Zeytinyağlı dolma yapmayı öğrenmek istiyorsanız izleyin.
Mutfaksirlari.com’un kurucusu Nilay Tulum sizler için zeytinyağlı yaprak sarmasından biber dolmasına kadar en güzel dolma tariflerini videolarla veriyor. İzleyin, zeytinyağlı dolma yapmanın püf noktalarından, dolmaya en çok yakışan baharatlara ve servis biçimine kadar her şeyi uzmanından öğrenin. Üstelik ücretsiz! Zeytinyağlı dolma içi hangi malzemelerden yapılır? Malzemeler ne kadar ve nasıl kullanılır? Yapraklar nasıl hazırlanır? Salamura ve taze yaprağın farkı nedir? Salamura yaprak, sarmadan önce nasıl hazırlanır? Taze yaprak nasıl hazırlanır? Biberler nasıl hazırlanır? Biberlerin içi nasıl doldurulur? Doldururken nelere dikkat edelim? Zeytinyağlı dolmalarda hangi baharatlar kullanılır? Tarçın, yenibahar mutlaka konur mu? Zeytinyağlı dolmalara ne kadar şeker koymak gerekir? Yaprak sararken nelere dikkat etmek gerekir? Bir yaprağa ne kadar iç koymak gerekir? Zeytinyağlı yaprak dolması uzun mu kısa mı, ince mi kalın mı sarılır? Zeytinyağlı yaprak sarması nasıl pişirilir? Zeytinyağlı biber dolması nasıl pişirilir? Pişirirken dolmaların üstüne tabak kapatmak gerekir mi? İçine erik, vişne katmak lezzeti nasıl etkiler? Zeytinyağlı dolmanın lezzetini neler artırır? Hangi baharatları mutlaka kullanmalıyız? Nasıl pişirirsek dolmamız daha lezzetli olur? Fazla pişirmek zeytinyağlı dolmanın lezzetini bozar mı? Zeytinyağlı dolmalar oda sıcaklığında mı servis edilmeli? Zeytinyağlı yaprak sarması ne ile servis edilebilir? Zeytinyağlı biber dolması ne ile servis edilebilir? Limon mutlaka olmalı mı?
Zeytinyağlı Dolma Yapmayı Öğrenin
Evlilikte aldatılmanın kaçınılmaz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Buna halk dilinde zina deniyor yani eşiniz olmayan biriyle cinsel ilişki içerisinde olmak. Asıl soru eşinizin bir ilişki yaşadığını nereden bileceksiniz? Sizi aldattığını nasıl anlayacaksınız? Tavrındaki bazı değişikliklerden sizi aldattığını anlamanız mümkün.
Evlilikte aldatılmanın kaçınılmaz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Buna halk dilinde zina deniyor yani eşiniz olmayan biriyle cinsel ilişki içerisinde olmak. Asıl soru eşinizin bir ilişki yaşadığını nereden bileceksiniz? Sizi aldattığını nasıl anlayacaksınız? Tavrındaki bazı değişikliklerden sizi aldattığını anlamanız mümkün. İşte birkaç işaret:
Davranışta değişiklik
Bu, eşinizde farkedeceğiniz en belirgin değişiklik olacak. Davranışları hemen değişir. Evlendiğinizde sevgi dolu, düşünceli, doğumgününüzü, evlilik yıldönümünüzü ve ikinize dair tüm özel günleri hatırlıyordu. Ama şimdi özel günler unuttuğunda özür diliyor. Unutma bahanesi ise hep çok meşgul olması olabilir.
Rahatsızlık
Bir diğer işaret ise ikiniz birlikteyken hep rahatsız olması. Mesela odada olduğunuzu düşünün, gün içinde ne olduğuna dair bile size soru sormuyor ve hiç konuşmuyor. Hatta öyle bir zaman gelecek ki evden çıkmak için durduk yere en ufak şeyler için kavga bile çıkaracak.
Alışkanlıkların değişmesi
Davranışları normalde olduğundan farklılaşıyor mesela işte daha fazla zaman geçirmeye başlıyorsa veya size daha az zaman ayırıyor ve onun sizden kaçtığını hissedebilirsiniz.
Sessiz telefonlar
En belirgin ipuçlarından biride eşinizin veya partnerinizin telefonu çaldığında ve buna siz cevap verdiğinizde karşıdaki ses aniden kesilir. Çoğu zaman partnerinizin telefonundaki arama listesinin boş olduğunu görürseniz asosyal olduğunu düşünmeyin, sadece sizin öğrenmemeniz için tüm arayanları temizliyordur. Genellikle aldattılları insanlarla görüştükleri anlarda ses tonları düşük olur, ve uzaklaşırlar.
Tuhaf hediyeler
Eşiniz veya partneriniz elleri paketlerle dolu eve geldi fakat o paketlerin hiçbirinde size ait Bir şey yok. Genellikle bu paketlerin içinde parfüm veya aksesuar gibi değerli hediyeler vardır.
Kredi kartı faturasının artması
Kredi kartı harcamalarının artttığına tanık olabilir ve ortak hesabınız varsa birikiminizin azaldığını farkedebilirsiniz.